İzmir Mal Paylaşımı Avukatı ve Mal Rejimi Tasfiyesi
İzmir Mal Paylaşımı Avukatı olarak edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı ve değer artış payı talepleri, aile konutu şerhi, ziynet eşyası iadesi ve mal kaçırmaya karşı tedbir süreçlerinde hukuki destek sağlıyoruz. Yücesoy Avukatlık & Hukuk Bürosu (Av. Mehmet Yücesoy, İzmir Barosu) İzmir Konak, İkbal-1 İş Merkezi'nde; İzmir Adliyesi'ne (Bayraklı) yakın konumda, İzmir geneline hizmet verir. İletişim/WhatsApp: +90 553 935 71 24.
Evlilikte Edinilen Malların Tasfiyesi
Evliliğin sona ermesiyle birlikte en çok tartışma yaratan konu, çoğu zaman ortak yaşam süresince edinilen malların akıbetidir. İzmir Mal Paylaşımı Avukatı olarak mal rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı ve değer artış payı talepleri, aile konutuna ilişkin koruma yolları ve ziynet eşyasının iadesi süreçlerinde hukuki destek sunuyoruz.
Mal paylaşımı, halk arasında sanıldığı gibi malların ikiye bölünmesi değildir. Kanun, her eşin malvarlığını kendi başına ele alır; evlilik içinde edinilen malların değerinden bunlara ilişkin borçlar düşülür ve geriye kalan artık değer üzerinden diğer eşe bir alacak hakkı tanınır. Bu nedenle tartışma çoğu zaman mülkiyetin kimde olduğu değil, hangi malın hangi kategoriye girdiği ve o malın tasfiye anındaki değerinin ne olduğu noktasında yürür.
Bu ayrımın sonuçları ciddidir: aynı taşınmaz, alınış tarihine ve ödemenin kaynağına göre bir dosyada tamamen hesap dışında kalabilir, başka bir dosyada tasfiyenin en büyük kalemi olabilir. Bu nedenle çalışmaya tapu kayıtları, banka hesap hareketleri, kredi ödeme planları ve varsa mal rejimi sözleşmesi bir arada incelenerek başlanır. Boşanma davasının kendisine ilişkin süreci boşanma ve aile hukuku sayfamızda ayrıca ele alıyoruz; bu sayfa yalnızca malvarlığı tarafına odaklanır.
Türk hukukunda bir yasal, üç seçimlik olmak üzere dört mal rejimi bulunur. Aşağıdaki tablo bu rejimleri ve evlilik sona erdiğinde doğurdukları temel sonucu özetler.
| Mal Rejimi | Nasıl Uygulanır | Sona Ermedeki Sonuç |
|---|---|---|
| Edinilmiş mallara katılma | Yasal rejim; sözleşme yoksa kendiliğinden uygulanır | Artık değer üzerinden katılma alacağı doğar |
| Mal ayrılığı | Noterde yapılan sözleşmeyle seçilir | Her eş kendi malını korur; katılma alacağı doğmaz |
| Paylaşmalı mal ayrılığı | Sözleşmeyle seçilir | Aileye özgülenen mallar kanunda belirlenen ölçüde paylaşılır |
| Mal ortaklığı | Sözleşmeyle seçilir; kapsamı daraltılabilir | Ortaklık malları kanunda belirlenen ölçüde paylaşılır |
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi: Kişisel Mal ve Edinilmiş Mal Ayrımı
Türk Medeni Kanunu, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimini benimsemiştir. Eşler noterde bir sözleşme yapmadıysa bu rejim kendiliğinden uygulanır. Kanunun yürürlüğe girmesinden önce evlenmiş çiftler bakımından ise ikili bir dönem söz konusudur: evlilik tarihinden yeni kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre eski kanunun yasal rejimi olan mal ayrılığına, sonraki süre ise edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir. Uzun süreli evliliklerde hesabın iki ayrı döneme bölünerek yapılması bu yüzden zorunludur; dönemin kesildiği tarih için kanunun yürürlük hükümleri esas alınır.
Rejimin çekirdeği, her eşin malvarlığının edinilmiş mal ve kişisel mal olmak üzere ikiye ayrılmasıdır. Edinilmiş mal, eşin rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği değerlerdir: çalışmasının karşılığı olan kazançlar, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılan ödemeler, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler bu kapsamdadır. Yalnızca katılma alacağı hesabına giren kalem bunlardır.
Kişisel mal ise dört ana grupta toplanır: yalnızca bir eşin kişisel kullanımına yarayan eşya, rejimin başlangıcında eşe ait olan malvarlığı değerleri, miras veya karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen değerler ve manevi tazminat alacakları. Kişisel malın satılıp yerine alınan mal da kişisel niteliğini korur; buna ikame (yerine geçme) denir. Bu nedenle bir taşınmazın hangi parayla alındığının banka kayıtlarıyla izlenebilmesi, dosyanın kaderini belirleyen teknik ayrıntıdır. Konunun temel çerçevesini boşanmada mal paylaşımı rehberimizde örneklerle anlattık.
Kanun ayrıca bir karine getirir: hangi eşe ait olduğu ispat edilemeyen mallar, eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin belirli bir malın kendisine ait olduğunu ileri sürmesi hâlinde ispat yükü de o eştedir. Uygulamada dosyaların büyük bölümü tam olarak burada, yani belge eksikliğinde düğümlenir. Evlilik süresince yapılan devirlerin, satışların ve kredi ödemelerinin kayıt altında tutulması, ileride açılacak davada teknik incelemenin dayanağını oluşturur.
Katılma Alacağı ve Değer Artış Payı Talepleri
Katılma alacağı, tasfiyenin ana kalemidir. Hesap şu sırayla yürür: önce her eşin edinilmiş mallarının tasfiye anındaki değeri belirlenir, bu değerden edinilmiş mallara ilişkin borçlar düşülür, kanunda öngörülen eklemeler ve denkleştirmeler yapılır ve geriye kalan tutar artık değer olarak adlandırılır. Her eş, diğerinin artık değeri üzerinde kanunun öngördüğü oranda hak sahibidir; bu oran Türk Medeni Kanunu’nda gösterilmiştir ve somut dosyada güncel metinden teyit edilir. İki tarafın da alacağı varsa bunlar takas edilir ve yalnızca aradaki fark ödenir.
Değerlendirme anı sonucu doğrudan etkiler. Mal rejimi, boşanma hâlinde davanın açıldığı tarih itibarıyla sona erer; buna karşılık mallar tasfiye anındaki sürüm değerleriyle hesaba katılır. Yani hangi malların hesaba gireceği dava tarihine, o malların hangi rakamla gireceği ise karara en yakın tarihteki güncel değere göre belirlenir. Enflasyonist dönemlerde bu ayrım tasfiyenin sonucunu belirgin biçimde değiştirdiğinden, taşınmaz ve araç değerlemelerinde bilirkişi incelemesi neredeyse kaçınılmazdır.
Değer artış payı ise ayrı bir taleptir ve daha dar bir alana ilişkindir. Eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında o malda ortaya çıkan değer artışından katkısı oranında pay isteyebilir. Klasik örnek, bir eşin kişisel malı olan konutun kredi taksitlerinin diğer eşin geliriyle ödenmesi ya da miras kalan bir eve ortak birikimle esaslı tadilat yapılmasıdır. Malda değer kaybı yaşanmışsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.
Yasal rejimin değişmesinden önceki mal ayrılığı dönemi için ise katkı payı alacağı gündeme gelir. Bu talepte katılma alacağından farklı olarak katkının fiilen ispatlanması gerekir; ücret bordroları, banka dekontları, satış sözleşmeleri ve tanık beyanı kullanılır. Uzun evliliklerde her üç talebin (katılma alacağı, değer artış payı, katkı payı) aynı dilekçede ayrı ayrı ve dönemlere bölünerek ileri sürülmesi gerekir; taleplerden birinin atlanması o kalem bakımından hak kaybına yol açabilir.
Aile Konutu Şerhi ve Konutun Tasfiyedeki Durumu
Aile konutu, eşlerin ve varsa çocukların yaşamlarını sürdürdükleri, birlikte seçtikleri ortak konuttur. Kanun bu konuta özel bir koruma tanır: tapuda malik görünen eş dahi, diğer eşin açık rızası olmadan konutu devredemez, konut üzerindeki hakları sınırlayamaz ve kira sözleşmesini feshedemez. Bu koruma mülkiyetten bağımsızdır; amaç, ailenin barınma düzeninin tek taraflı bir işlemle ortadan kaldırılmasını önlemektir.
Korumanın üçüncü kişilere karşı da güçlü biçimde işlemesi için tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması istenir. Başvuru, konutun aile konutu olduğunu gösteren belgelerle (muhtarlıktan alınan yerleşim belgesi, nüfus kayıtları, abonelik ve fatura kayıtları) tapu müdürlüğüne yapılır; talep reddedilirse aile mahkemesinden karar alınır. Şerh mülkiyeti değiştirmez, malik eşin tasarruf yetkisini diğer eşin rızasına bağlar. Başvurunun adım adım işleyişini aile konutu şerhi yazımızda anlattık.
Şerh bulunmasa dahi, konutun aile konutu olduğunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişiye karşı iyiniyet iddiasının dinlenmeyeceği kabul edilir; ancak ispat yükü ağırlaşır. Tasfiye aşamasında konut, edinilmiş mal ise değeri üzerinden hesaba girer ve kural olarak mülkiyeti kendiliğinden bölünmez. Ölüm hâlinde sağ kalan eşe, katılma alacağına mahsuben ortak konut üzerinde oturma veya intifa hakkı tanınması istenebilir. Tapu sicili, ipotek ve devir işlemlerine ilişkin teknik değerlendirmeyi gayrimenkul hukuku tarafıyla birlikte yürütüyoruz.
Ziynet Eşyası ve Düğün Takıları: İade Talebi ve İspat
Ziynet eşyası talebi, mal rejimi tasfiyesinden ayrı bir taleptir ve ayrı bir hukuki temele dayanır. Yerleşik yargı uygulamasında kadına özgü ziynet eşyası, düğünde kime takıldığına bakılmaksızın kural olarak kadına ait kabul edilir. Talep, boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi ayrı bir davayla da açılabilir; boşanmanın eki niteliğinde olmadığından talep edilen değer üzerinden harca tabidir.
Bu davalarda sonucu belirleyen unsur ispattır. Talep eden taraf, ziynet eşyasının varlığını ve karşı tarafın elinde kaldığını göstermek durumundadır; düğün görüntü kayıtları, fotoğraflar, kuyumcu fişleri, banka kiralık kasa kayıtları ve tanık beyanı en sık kullanılan delillerdir. Buna karşılık ziynetin rıza ile bozdurulup ortak ihtiyaçlar için harcandığı savunması ileri sürülüyorsa, bu iddiayı ispat yükü savunmayı yapan taraftadır. Ayrıntılı değerlendirmeyi düğün takıları kime aittir başlıklı yazımızda ele aldık.
Talep kural olarak aynen iadeye yöneliktir; eşyanın aynen iadesi mümkün değilse bedeli istenir. Bedelin hangi tarihteki değere göre belirleneceği ve talebin nasıl kaleme alınacağı sonucu doğrudan etkilediğinden, dilekçede "aynen iadesi, mümkün olmazsa bedeli" biçiminde kademeli talep kurulması yaygın uygulamadır. Damada takılan takılar bakımından ise yerel örf ve adet ile somut olayın koşulları birlikte değerlendirilir; bu nedenle her dosyanın kendi delil durumuna göre incelenmesi gerekir.
Mal Rejimi Sözleşmesi: Evlilik Öncesi ve Evlilik Sırasında Düzenleme
Kamuoyunda evlilik sözleşmesi olarak bilinen belge, hukuken mal rejimi sözleşmesidir. Evlenmeden önce yapılabileceği gibi evlilik sürerken de düzenlenebilir; sonradan değiştirilmesi veya sona erdirilmesi de mümkündür. Şekil şartı katıdır: sözleşme noterde düzenlenir ya da onaylanır. Ayrıca evlenme başvurusu sırasında hangi rejimin seçildiği yazılı olarak bildirilebilir. Şekle aykırılık sözleşmeyi geçersiz kılar ve taraflar yasal rejime tabi olmayı sürdürür.
Sözleşme özgürlüğü sınırsız değildir. Eşler yalnızca kanunda sayılan rejimlerden birini seçebilir: mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı. Kanunda öngörülmeyen karma bir rejim yaratılamaz. Buna karşılık seçilen rejimin içinde kanunun izin verdiği ölçüde düzenleme yapılabilir; örneğin bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş malların kişisel mal sayılması ya da kişisel malların gelirlerinin hesap dışında bırakılması sözleşmeyle kararlaştırılabilir. Sözleşmenin kapsamını evlilik sözleşmesi yazımızda ayrıntılandırdık.
Sözleşme özellikle şu durumlarda gündeme gelir: eşlerden birinin şirket ortaklığı bulunması, aile şirketinin kuşaklar arası devri, önceki evlilikten çocukların olması, serbest meslek faaliyeti yürütülmesi veya eşlerden birinin evlilik öncesinde önemli bir malvarlığına sahip olması. Sözleşme, ileride yaşanacak bir uyuşmazlığın çerçevesini önceden çizdiği için taraflar bakımından öngörülebilirlik sağlar. Metnin kanunun izin verdiği sınırlar içinde ve açık ifadelerle kaleme alınması, sonradan geçersizlik tartışmasının önüne geçer.
Mal Kaçırmaya Karşı Tedbir: Tapu Şerhi, İhtiyati Tedbir ve Muvazaa İddiası
Boşanma sürecinin en sık karşılaşılan sorunlarından biri, bir eşin tasfiyeden önce malvarlığını üçüncü kişilere aktarmasıdır. Kanun bu ihtimali öngörmüş ve iki kategori belirlemiştir. Birincisi, mal rejiminin sona ermesinden önce kanunda belirlenen dönem içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan, olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalardır. İkincisi, rejimin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerdir. Her iki hâlde de bu değerler hesaplamada edinilmiş mallara eklenir ve sanki devredilmemiş gibi dikkate alınır.
Ekleme tek başına yeterli olmayabilir. Borçlu eşin geriye kalan malvarlığı katılma alacağını karşılamıyorsa, eksik kalan miktarla sınırlı olmak üzere bu kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişilere karşı da dava açılabilir. Bu dava kanunda öngörülen hak düşürücü sürelere tabidir ve süreler hakkın zedelendiğinin öğrenilmesinden ve mal rejiminin sona ermesinden itibaren işler. Ayrıca devrin görünürde satış, gerçekte bağış olduğu ileri sürülüyorsa muvazaa iddiası gündeme gelir; bu iddiada devrin bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği, ödeme kaynağı ve tarafların yakınlığı incelenir.
Uygulamada koruyucu adımların erken atılması belirleyicidir. Dava açılırken ya da yargılama sırasında, tasfiyeye konu taşınmazların tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulması istenebilir; böylece devir yapılsa dahi sonraki malik bakımından hukuki durum değişir. Araçlar için trafik siciline, şirket payları için pay defterine yönelik tedbirler talep edilebilir. Tedbir kararları kural olarak teminat karşılığında verilir ve talebin somut olgularla (satış ilanı, tapu sorgusu, vekaletname çıkarılması gibi) desteklenmesi gerekir.
Mal kaçırma şüphesinde ilk aşamada toplanması gereken belgeler şunlardır:
- Tapu müdürlüğünden alınacak, eşin adına kayıtlı ve son dönemde devredilmiş taşınmazları gösteren kayıt örnekleri
- Araç, tekne ve benzeri tescile tabi taşınırlara ilişkin sicil kayıtları
- Şirket ortaklık payları, ticaret sicil kayıtları ve pay devir sözleşmeleri
- Banka hesap hareketleri, kredi kartı ekstreleri ve kiralık kasa kayıtları
- Devir işlemine ilişkin satış sözleşmesi, ödeme belgeleri ve vekaletnameler
Şirket Hissesi, Emeklilik Birikimi ve Ticari İşletme İçeren Tasfiyeler
Malvarlığında şirket payı bulunan dosyalar teknik olarak en zorlu grubu oluşturur. Evlilik içinde edinilen bir şirket payı kural olarak edinilmiş mal sayılır; ancak bu, diğer eşin şirkete ortak olacağı anlamına gelmez. Katılma alacağı bir alacak hakkıdır: eş, payın kendisini değil, payın tasfiye anındaki değerinin kanunda öngörülen oranını talep eder. Şirketin gerçek değerinin belirlenmesi için bilanço, gelir tablosu, ortaklar cari hesabı ve varlık envanteri üzerinden bilirkişi incelemesi yapılır.
Değerleme yapılırken şirketin evlilik öncesinde kurulmuş olması, sermaye artırımlarının hangi kaynaktan karşılandığı ve payın devredilip devredilmediği ayrı ayrı incelenir. Evlilik öncesinde sahip olunan bir payın evlilik içindeki değer artışı, artışın kaynağına göre farklı sonuç doğurabilir. Aile şirketlerinde pay devirlerinin gerçekten bedel karşılığı yapılıp yapılmadığı da tartışma konusudur. Şirket yapısına, pay devrine ve ortaklık ilişkilerine dair teknik çalışma, tasfiye hesabıyla eşzamanlı olarak yürütülür.
Emeklilik birikimleri bakımından kanun ayrı bir yöntem öngörür. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılan ödemeler kural olarak edinilmiş mal sayılır. Buna karşılık bu kurumlarca yapılmış bir toptan ödeme ya da çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminat söz konusuysa, tutarın tamamı değil, ömür boyu irat biçiminde ödenseydi mal rejiminin sona erdiği tarihten sonraki döneme düşecek kısmın peşin sermaye değeri kişisel mal olarak hesaba katılır. Bireysel emeklilik birikimlerinde ise evlilik süresince ödenen katkı payları ölçüsünde bir değerlendirme yapılır.
Ödeme biçimi de tasfiyenin pratik sonucunu etkiler. Katılma alacağı ve değer artış payı kural olarak para olarak ödenir; tarafların anlaşmasıyla ayın olarak da ödenebilir ve bu hâlde malların sürüm değeri esas alınır. Ödemenin borçlu eşin işletmesinin ekonomik bütünlüğünü zedeleyeceği hâllerde kanun, uygun bir ödeme süresi tanınmasına imkân verir; bu durumda teminat ve faiz gündeme gelir. İşletme değeri yüksek dosyalarda ödeme planının baştan tartışılması, uygulamada icra aşamasında yaşanacak sorunları azaltır.
Boşanma Davası ile Mal Rejimi Davasının Ayrı Yürüyen Usulü
Mal rejiminin tasfiyesi, boşanma davasının bir parçası değil, bağımsız bir davadır. Boşanma davasıyla birlikte açılması mümkündür; ancak boşanma hükmü kesinleşmeden tasfiye hakkında karar verilemez. Mahkeme bu nedenle çoğunlukla boşanmanın kesinleşmesini bekletici mesele yapar. Boşanma kararı kesinleştiğinde ise mal rejimi, davanın açıldığı tarih itibarıyla sona ermiş sayılır; malvarlığının fotoğrafı bu tarihe göre çekilir.
Davalar aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görevlidir. İzmir'de aile mahkemeleri Bayraklı'daki adliye yerleşkesinde faaliyet gösterir ve dosya trafiği yoğundur. Yetki bakımından kanun eşlerin son yerleşim yeri gibi ölçütleri esas alır; boşanma davası devam ederken açılan tasfiye taleplerinde yetki itirazlarıyla karşılaşılabildiğinden, dava açılmadan önce yetkinin doğru belirlenmesi zaman kaybını önler.
Tasfiye davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olduğundan talep edilen değer üzerinden harca tabidir. Değerin başlangıçta tam olarak bilinemediği hâllerde belirsiz alacak veya kısmi dava yollarından hangisinin seçileceği, kayıt ve belgelere erişim durumuna göre değerlendirilir; seçim yanlış yapılırsa faiz ve zamanaşımı bakımından hak kaybı doğabilir. Faizin hangi tarihten itibaren işleyeceği konusunda uygulamada farklı yaklaşımlar bulunduğundan, faiz talebinin dilekçede açık ve ayrı biçimde ileri sürülmesi önem taşır.
Taleplerin süresi de ayrıca izlenmelidir. Katılma alacağı ve değer artış payı bakımından Medeni Kanunda özel bir süre öngörülmediğinden genel zamanaşımı süresi uygulanır ve süre kural olarak boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar; üçüncü kişilere yöneltilen talepler ise çok daha kısa hak düşürücü sürelere bağlıdır. Eşlerden birinin ölümüyle sona eren evliliklerde tasfiye, mirasçılarla birlikte yürütülür ve tereke hesabıyla iç içe geçer; bu hâlde miras hukuku değerlendirmesi de zorunlu hâle gelir. Yürüttüğümüz diğer çalışma alanlarını hizmet alanlarımız sayfasında bulabilirsiniz.
Dosya Hazırlığında İstenen Belgeler
Tasfiye hesabının sağlıklı kurulabilmesi için evlilik tarihi ve dava tarihi arasındaki dönemi belgeleyen kayıtlar toplanır. Tapu kayıtları ve takyidat bilgileri, araç tescil kayıtları, banka hesap ve kredi dökümleri, ücret bordroları, ticaret sicil kayıtları, sigorta ve emeklilik belgeleri ile varsa mal rejimi sözleşmesi bu kapsamdadır. Erişilemeyen kayıtlar için mahkemeden müzekkere talep edilir; bu nedenle dilekçede hangi kurumdan hangi kaydın isteneceğinin açıkça belirtilmesi süreci kısaltır.
Anlaşmalı Boşanmada Malvarlığı Düzenlemesi
Anlaşmalı boşanmada taraflar malvarlığına ilişkin taleplerini protokolde düzenleyebilir. Protokolde tasfiyeye ilişkin karşılıklı feragat yer alıyorsa, sonradan katılma alacağı talebiyle dava açılması güçleşir; buna karşılık protokol bu konuda sessizse veya yalnızca belirli mallar düzenlenmişse, düzenlenmeyen kalemler bakımından dava yolu açık kalabilir. Protokol metninin hangi talepleri kapsadığının ve hangilerini kapsam dışı bıraktığının açıkça yazılması, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları önlemeye yöneliktir.
Mal Rejimi Tasfiyesinde Hukuki Destek
Malvarlığı hesabının kurulması, tedbir talepleri ve dava süreci için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İlgili Mevzuat
- Türk Medeni Kanunu (4721)
- Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun (4722)
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr). İçerik bilgilendirme amaçlıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?
Türk Medeni Kanunu, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimini öngörür. Bu rejimde mallar fiilen ikiye bölünmez; her eşin evlilik içinde edindiği malların değerinden bu mallara ilişkin borçlar düşülür, kalan artık değer üzerinden diğer eşe kanunun öngördüğü oranda bir katılma alacağı doğar. Alacak kural olarak para olarak ödenir, malın mülkiyeti kendiliğinden geçmez. Hesap her mal için ayrı ayrı yapılır ve edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımına dayanır; uygulanacak oran için kanunun güncel metni esas alınır.
Evlenmeden önce alınan ev mal paylaşımına girer mi?
Mal rejiminin başlangıcında eşe ait olan malvarlığı değerleri kanunen kişisel mal sayılır; bu nedenle evlenmeden önce alınmış ve bedeli tamamen ödenmiş bir konut kural olarak katılma alacağı hesabına doğrudan girmez. Ancak evlilik içinde ödenen kredi taksitleri, yapılan iyileştirmeler veya diğer eşin karşılıksız katkısı varsa durum değişir: bu hâlde değer artış payı ya da katkının karşılığı talep edilebilir. Tapudaki tarih tek başına sonucu belirlemez; ödemelerin hangi kaynaktan ve hangi dönemde yapıldığı belge üzerinden incelenir.
Miras yoluyla gelen veya bağışlanan mal paylaşılır mı?
Hayır. Eşlerden birinin miras yoluyla ya da karşılıksız kazanma yoluyla (bağış gibi) elde ettiği malvarlığı değerleri kanunen kişisel mal sayılır ve katılma alacağı hesabına dahil edilmez. Buna karşılık bu kişisel malın evlilik süresince getirdiği gelir (kira, faiz gibi) kural olarak edinilmiş mal kabul edilir ve hesaba girer. Kişisel malın satılıp yerine başka bir mal alınması hâlinde yeni mal da kişisel mal niteliğini korur; bu nedenle paranın izinin banka kayıtlarıyla sürülebilmesi büyük önem taşır.
Mal rejimi tasfiyesi davası ne zamana kadar açılabilir?
Katılma alacağı ve değer artış payı talepleri için Medeni Kanunda özel bir süre öngörülmemiştir; uygulamada genel zamanaşımı süresi uygulanır ve süre kural olarak boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. Buna karşılık üçüncü kişilere yöneltilecek taleplerde kanun çok daha kısa süreler öngörür. Süreler talebin türüne göre değiştiğinden ve zamanaşımına ilişkin değerlendirmeler her olayda ayrı yapıldığından, boşanma kesinleştikten sonra beklemeden hukuki görüş alınması yerinde olur.
Eşim malını başkasına devrettiyse ne yapabilirim?
Kanun bu ihtimali öngörmüştür. Mal rejiminin sona ermesinden önce kanunda belirlenen dönem içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan, olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler, hesaplamada edinilmiş mallara eklenir. Borçlu eşin malvarlığı alacağı karşılamıyorsa, eksik kalan miktarla sınırlı olmak üzere bu kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişilere karşı da dava açılabilir. Bu dava kanunda öngörülen kısa hak düşürücü sürelere tabidir; ayrıca yargılama sırasında tapu kaydına ihtiyati tedbir konulması istenebilir.
Düğünde takılan altın ve ziynet eşyası kime aittir?
Yerleşik yargı uygulamasında kadına özgü ziynet eşyası, kime takıldığına bakılmaksızın kural olarak kadına ait kabul edilir. Ziynet talebi mal rejimi tasfiyesinden ayrı bir taleptir ve boşanma davasıyla birlikte ya da ayrı bir davayla ileri sürülebilir. Talebin kabulü için eşyanın varlığının ve karşı tarafın elinde kaldığının ispatı gerekir; düğün görüntüleri, fotoğraflar, kuyumcu belgeleri ve tanık beyanı bu noktada belirleyicidir. Ziynetin rıza ile bozdurulup ortak ihtiyaçlar için harcandığı iddiasını ise bunu ileri süren taraf ispatlar.
Ev hanımı olarak çalışmadım, yine de talepte bulunabilir miyim?
Evet. Edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağı için ayrıca maddi katkının ispatlanması gerekmez; alacak, eşin evlilik içinde edindiği malların artık değerine kanundan doğan bir katılma hakkına dayanır. Ev işlerinin görülmesi ve çocukların bakımı da evlilik birliğine yapılan katkı olarak değerlendirilir. Maddi katkının ayrıca ispatı, yasal mal rejiminin değişmesinden önceki mal ayrılığı dönemine ilişkin katkı payı talepleri ile bir eşin kişisel malına yapılan katkıya dayalı değer artış payı taleplerinde gündeme gelir.
Aile konutu şerhi nasıl konulur ve ne işe yarar?
Eşlerden biri, tapuda diğer eşin adına kayıtlı olan aile konutuna şerh konulmasını isteyebilir. Başvuru, konutun aile konutu olduğunu gösteren muhtarlık belgesi, nüfus kaydı ve fatura gibi belgelerle tapu müdürlüğüne yapılır; talebin reddi hâlinde aile mahkemesinden karar alınır. Şerh, konutun malik eş tarafından diğer eşin açık rızası olmadan devredilmesini veya üzerinde ipotek gibi hakların kurulmasını engeller. Şerh mülkiyeti değiştirmez; koruma sağlar ve tasfiyedeki talepleri ayrıca gündeme getirir.
Evlilik sözleşmesi ne zaman yapılabilir, neleri düzenleyebilir?
Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce ya da evlilik sürerken yapılabilir. Şekil şartı katıdır: sözleşme noterde düzenlenir veya onaylanır; ayrıca evlenme başvurusu sırasında hangi rejimin seçildiği yazılı olarak bildirilebilir. Sözleşmeyle yalnızca kanunda sayılan rejimlerden biri (mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı) seçilebilir; kanunda olmayan karma bir rejim kararlaştırılamaz. Nafaka, velayet ve boşanmanın sonuçlarına ilişkin düzenlemeler mal rejimi sözleşmesinin konusu değildir.
Mal rejimi davası boşanma davasıyla aynı anda görülür mü?
Mal rejimi tasfiyesi ayrı bir davadır ve boşanma davasıyla birlikte açılabilir; ancak boşanma hükmü kesinleşmeden tasfiye hakkında karar verilemez. Mahkeme çoğunlukla boşanmanın kesinleşmesini bekletici mesele yapar. Mal rejimi, boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer; bu nedenle malvarlığı fotoğrafı boşanma davasının açıldığı tarihe göre çekilir. Tasfiye davası talep edilen tutar üzerinden harca tabidir ve dilekçede taleplerin ayrı ayrı belirtilmesi hak kaybını önler.
