İzmir Kira Avukatı ile Tahliye ve Kira Tespit Davaları
İzmir Kira Avukatı olarak tahliye davaları, tahliye taahhütnamesine dayalı icra yoluyla tahliye, kira bedelinin tespiti ve uyarlama davaları, kira alacağının takibi ile depozito ve aidat uyuşmazlıklarında hem kiraya veren hem kiracı tarafında hukuki destek sunuyoruz. Yücesoy Avukatlık & Hukuk Bürosu (Av. Mehmet Yücesoy, İzmir Barosu) İzmir Konak, İkbal-1 İş Merkezi'nde; İzmir Adliyesi'ne (Bayraklı) yakın konumda, İzmir geneline hizmet verir. İletişim/WhatsApp: +90 553 935 71 24.
Kira Uyuşmazlıklarında Hukuki Destek
Kira ilişkisi, tarafların uzun yıllar süren bir sözleşmeyle bağlı kaldığı, buna karşılık uyuşmazlık çıktığında kısa ve hak düşürücü sürelerin devreye girdiği bir alandır. İzmir Kira Avukatı olarak konut ve çatılı işyeri kiralarında tahliye, kira bedelinin tespiti, kira alacağının tahsili ve kiracı tarafı savunma süreçlerinde hukuki destek sunuyoruz.
Türk hukukunda konut ve çatılı işyeri kiraları, kiracıyı koruyan özel bir rejime tabidir. Bunun en görünür sonucu şudur: kira sözleşmesinin süresinin dolması tek başına tahliye sebebi değildir. Sözleşme, kiracı bildirimde bulunmadıkça aynı koşullarla yıldan yıla uzar ve kiraya veren yalnızca kanunda sayılan sebeplere dayanarak sözleşmeyi sona erdirebilir. On yıllık uzama süresinin dolmasından sonra ise kiraya veren, izleyen her uzama yılının bitiminden kanunda öngörülen süre önce bildirimde bulunmak koşuluyla sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.
Uygulamada dosyaların kaderini belirleyen şey çoğunlukla hukuki gerekçe değil, takvim ve belgedir. İhtarnamenin usulüne uygun tebliğ edilmemesi, tahliye taahhüdünün yanlış tarihte alınmış olması ya da kira tespit davasının bildirim yapılmadan geç açılması, esasen haklı bir talebi sonuçsuz bırakabilir. Bu nedenle dosyayı devraldığımızda önce sözleşme, ödeme kayıtları, tebligat parçaları ve varsa taahhütname birlikte incelenir; strateji bu incelemeden sonra kurulur. Yürüttüğümüz diğer çalışma alanlarını hizmet alanlarımız sayfasında görebilirsiniz.
Tahliye talebinin dayandığı sebebe göre başvurulacak makam ve izlenecek usul değişir; aşağıdaki tablo başlıca yolları ve genel işleyişlerini özetler.
| Tahliye Sebebi | Dayanak | İzlenen Yol |
|---|---|---|
| Gereksinim (konut/işyeri) | Kiraya verenin veya kanunda sayılan yakınlarının gerçek ihtiyacı | Sulh hukuk mahkemesinde dava; sürenin bitiminden itibaren kanuni süre |
| Yeniden inşa ve imar | Esaslı onarım, genişletme veya değiştirme projesi | Sulh hukuk mahkemesinde dava; kiralananın kullanımı imkânsız olmalı |
| Tahliye taahhütnamesi | Teslimden sonra verilen yazılı taahhüt | İcra dairesinde tahliye emri veya dava; taahhüt tarihinden itibaren kanuni süre |
| İki haklı ihtar | Bir kira yılı içinde ödenmeyen kira için iki yazılı ihtar | Sulh hukuk mahkemesinde dava; kira yılının bitiminden itibaren kanuni süre |
| Kira bedelinin ödenmemesi | Temerrüt ihtarı veya ödeme emri | Fesih bildirimi ya da tahliye talepli ilamsız icra takibi |
| Kiracının konutu bulunması | Aynı belde/ilçede oturmaya elverişli konut | Sulh hukuk mahkemesinde dava; sözleşmenin bitiminden itibaren kanuni süre |
Tahliye Sebepleri: Gereksinim, Yeniden İnşa, İki Haklı İhtar ve Tahliye Taahhütnamesi
Gereksinim nedeniyle tahliye, kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu ya da kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri ihtiyacına dayanır. Buradaki ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması aranır; geçici veya sırf kirayı yükseltmeye yönelik bir gerekçe kabul edilmez. Dava, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda; belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemi ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak kanunda öngörülen süre içinde açılmalıdır.
Kiralananı sonradan satın alan yeni malik de gereksinim sebebine dayanabilir. Bu durumda edinme tarihinden başlayarak kanunda öngörülen süre içinde durumun kiracıya yazılı olarak bildirilmesi ve ardından edinme tarihinden başlayarak kanunda öngörülen sürenin sonunda dava açılması gerekir. Yeni malik dilerse bu yolu kullanmak yerine sözleşme süresinin bitiminden itibaren kanunda öngörülen süre içinde de dava açabilir. Yazılı bildirim koşulunun atlanması, yeni malikin en güçlü tahliye gerekçesini kullanılamaz hâle getirir.
Yeniden inşa ve imar sebebiyle tahliyede aranan ölçüt, planlanan esaslı onarım, genişletme ya da değiştirme işleri sırasında kiralananın kullanımının fiilen imkânsız hâle gelmesidir. Basit boya, badana ve bakım işleri bu kapsamda değildir. Mahkeme, projenin ciddiyetini ve gerekli izinlerin alınıp alınmadığını inceler; bu nedenle ruhsat, proje ve teknik rapor gibi belgelerin dava açılmadan önce hazır edilmesi süreci belirgin biçimde hızlandırır.
İki haklı ihtar sebebi ise, kiracının bir kira yılı içinde kira bedelini zamanında ödemeyerek kendisine iki ayrı yazılı ihtar çekilmesine sebep olması hâlinde doğar. İhtarların ayrı ayrı muaccel olmuş kira alacaklarına ilişkin olması, yazılı yapılması ve usulüne uygun tebliğ edilmesi gerekir. Aynı aya ilişkin tekrarlanan ihtarlar tek ihtar sayılır. Dava, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak kanunda öngörülen süre içinde açılır.
- Her tahliye sebebinin ayrı bir başvuru süresi vardır; süre kaçırıldığında sebep bir sonraki kira yılına taşınamaz.
- Gereksinim ve yeniden inşa sebebiyle tahliyede kiralananın yeniden kiraya verilmesi bakımından kanuni sınırlamalar bulunur.
- İhtarname ve bildirimlerin noter aracılığıyla yapılması ispat kolaylığı sağlar.
- Birden fazla sebep varsa hangisinin öne çıkarılacağı, elde bulunan belgeye göre belirlenir.
Tahliye Taahhütnamesiyle İcra Yoluyla Tahliye ve Süreler
Tahliye taahhütnamesi, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltacağını yazılı olarak üstlenmesidir. Geçerliliği dört koşula bağlıdır: yazılı olması, kiralananın teslim edilmesinden sonraki bir tarihte verilmesi, boşaltma tarihinin belirli veya belirlenebilir olması ve kiracının kendisi ya da yetkili temsilcisi tarafından imzalanması. Sözleşmenin imzalandığı anda, henüz anahtar teslim edilmeden alınan taahhütler, kiracının serbest iradesini yansıtmadığı kabul edildiğinden kural olarak sonuç doğurmaz.
Kiracı taahhüt ettiği tarihte kiralananı boşaltmazsa, kiraya verenin önünde iki seçenek bulunur: sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açmak ya da doğrudan icra dairesine başvurarak tahliye emri göndertmek. İkinci yol pratikte daha hızlı işler. Her iki başvurunun da taahhüt edilen tarihten başlayarak kanunda öngörülen süre içinde yapılması gerekir; bu süre geçtiğinde taahhüde dayanma imkânı ortadan kalkar. Sürecin adım adım işleyişini tahliye taahhütnamesiyle tahliye süreci yazımızda ele aldık.
İcra yolunda kiracıya tahliye emri tebliğ edilir. Kiracı, taahhüde itiraz etmek isterse kanunda öngörülen kısa süre içinde icra dairesine itirazını bildirir; itiraz edilmezse tahliye emrinde belirtilen sürenin sonunda kiralananın boşaltılması istenir. İtiraz hâlinde takip durur ve kiraya veren icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını talep eder. Bu aşamada mahkeme, kural olarak imzası ikrar edilmiş ya da noterlikçe onaylanmış belgeler üzerinden inceleme yapar; taahhütnamedeki imza inkâr edilirse uyuşmazlık genel mahkemeye taşınabilir.
Boş tarihli taahhütname uygulamada sık karşılaşılan ve tartışmalı bir konudur. Tarihin sonradan doldurulmasına kiracının örtülü olarak yetki verdiği kabul edilse bile, kiracı tarihin rızası dışında doldurulduğunu ileri sürerek itiraz edebilir ve ispat yükü meselesi burada belirleyici hâle gelir. Bu riskin önüne geçmenin en sağlıklı yolu, taahhüdün teslimden sonra, tarihi doldurulmuş ve tercihen noterde düzenlenmiş biçimde alınmasıdır.
Kira Bedelinin Tespiti ve Uyarlama Davası: Bilirkişi Raporu ve Emsal Kira
Yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak bedele ilişkin anlaşma, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Taraflar sözleşmede daha yüksek bir oran kararlaştırmış olsa bile bu üst sınır uygulanır. Endeks verisi her ay yenilendiğinden, artış oranı yenileme tarihindeki güncel veriye göre hesaplanır ve bu değer başvuru anında teyit edilmelidir.
Beş yıldan uzun süreli ya da beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bunu izleyen her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak bedel endeks sınırına bağlı kalmaksızın hâkim tarafından belirlenir. Hâkim bu belirlemeyi yaparken endeksteki değişim oranını, kiralananın durumunu ve emsal kira bedellerini birlikte değerlendirir ve hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşır. Uygulamada mahkeme keşif yapar, bölgedeki benzer nitelikli taşınmazların kira bedellerini karşılaştıran bilirkişi raporu alır ve uzun süredir devam eden kiracılık ilişkisini gözeterek bir indirim uygular.
Kira tespit davası her zaman açılabilir; belirleyici olan, kararın hangi dönemden itibaren uygulanacağıdır. Mahkemece belirlenen bedelin yeni kira döneminin başından itibaren kiracıyı bağlaması için dava, yeni dönemin başlangıcından en geç kanunda öngörülen süre önce açılmış olmalı ya da kiraya veren bu süre içinde artışa ilişkin yazılı bildirim yapmış olmalıdır. Bildirim yapılmışsa dava izleyen dönemin sonuna kadar açılabilir. Bilirkişi raporunun nasıl okunacağını ve emsal seçiminde nelere itiraz edilebileceğini kira tespit ve uyarlama davalarında bilirkişi raporları yazımızda ayrıntılandırdık.
Uyarlama davası ise farklı bir temele dayanır. Sözleşmenin kurulduğu sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış, bu durum borçludan kaynaklanmamış ve edimler arasındaki denge borçlu aleyhine katlanılamaz ölçüde bozulmuşsa, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması istenebilir. Talep genellikle uzun süreli işyeri kiralarında ve döviz üzerinden kararlaştırılan bedellerde gündeme gelir. Uyarlama istisnai bir yol olduğundan koşullarının tek tek ispatlanması gerekir.
Kira Alacağı, İlamsız İcra Takibi ve Tahliye Talepli Takip
Kira bedeli ödenmediğinde kiraya verenin iki temel aracı vardır. Birincisi, kiracıya yazılı bildirimle ödeme süresi verip bu sürede ödeme yapılmazsa sözleşmeyi feshetmektir; verilecek süre konut ve çatılı işyeri kiralarında kanunda öngörülen süreden az olamaz ve bildirimin kiracıya ulaştığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. İkincisi, icra dairesi aracılığıyla kira alacağının tahsili ve aynı dosyada tahliye talebiyle ilamsız takip başlatmaktır.
Tahliye talepli takipte icra dairesi kiracıya ödeme emri gönderir. Kiracı, ödeme emrine kanunda öngörülen süre içinde itiraz edebilir; borcunu ödemek için ise konut ve çatılı işyeri kiralarında otuz günlük süre tanınır. Ne itiraz eder ne de öder ise kiraya veren, ödeme süresinin bitiminden itibaren icra mahkemesinden tahliye kararı isteyebilir. Takibin yürütülmesi ve haciz aşamasına ilişkin ayrıntıları icra ve alacak tahsili sayfamızda bulabilirsiniz.
Bu takip yolunun kendine özgü bir kuralı vardır: kiracı, kira sözleşmesini ve altındaki imzayı açık ve kesin biçimde reddetmezse sözleşmeyi kabul etmiş sayılır. Yalnızca borca itiraz edildiğinde uyuşmazlık ödeme meselesine daralır ve süreç kiraya veren lehine hızlanır. Kiracı tarafında bu nedenle itirazın kapsamının baştan doğru belirlenmesi büyük önem taşır.
Takip talebinde istenecek kalemlerin baştan doğru düzenlenmesi de sonucu etkiler. Kira bedeli, ödenmeyen yan giderler, gecikme faizi ve takip masrafları ayrı ayrı gösterilmelidir. Kira alacağı dönemsel bir edim olduğundan zamanaşımı süresi genel alacaklara göre daha kısadır; bu nedenle eski dönem alacaklarının hangi kısmının hâlâ talep edilebilir olduğu takip açılmadan önce hesaplanmalıdır.
Kiracı Tarafı Savunma: Ödeme, İtiraz ve Menfi Tespit
Kiracı tarafında en sık karşılaşılan sorun, ödeme yapılmış olmasına rağmen bunun belgelenememesidir. Elden yapılan ödemeler, dekontta açıklama yazılmaması ya da farklı bir hesaba yatırma, ispat aşamasında ciddi güçlük yaratır. Bu nedenle kira ödemelerinin banka aracılığıyla ve dekont açıklamasında ay ve yıl belirtilerek yapılması, ileride açılacak bir takip veya davada en güçlü savunma aracıdır.
Ödeme emri tebliğ edildiğinde kiracının önünde birkaç seçenek vardır. Borcun tamamı veya bir kısmı ödenmişse ödeme itirazı yapılır; kira sözleşmesi hiç kurulmamışsa veya imza kiracıya ait değilse bu husus açık ve kesin biçimde reddedilmelidir. İtirazın kanunda öngörülen süre içinde ve doğru kapsamla yapılması gerekir; süre kaçırıldığında takip kesinleşir ve tahliye talebi bakımından savunma imkânı büyük ölçüde daralır.
Borçlu olmadığını ileri süren kiracı, menfi tespit davası açarak bu durumun tespitini isteyebilir. Dava takipten önce de sonra da açılabilir; takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davası kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz, ancak kanunda öngörülen koşullarla teminat gösterilerek tedbir istenebilir. Ödeme yapıldıktan sonra ödemenin haksız olduğu anlaşılırsa, ödenen tutar istirdat davasıyla geri istenir.
Kiracının kendi talepleri de bulunabilir. Kiralananda kullanımı engelleyen ayıplar varsa ayıbın giderilmesi, kira bedelinde indirim ya da koşulları varsa zararın giderimi istenebilir. Kiraya verenin kiralananı sözleşmeye uygun kullanıma elverişli hâlde bulundurma borcu sözleşme süresince devam eder. Bu talepler, tahliye veya alacak takibine karşı savunmanın parçası olarak da ileri sürülebilir.
Dava Şartı Arabuluculuk Kapsamındaki Kira Uyuşmazlıkları
Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava, esasa girilmeden usulden reddedilir ve taraf hem zaman hem yargılama gideri kaybeder. Kapsam geniştir: tahliye talepleri, kira bedelinin tespiti, kira alacağının dava yoluyla istenmesi, depozitonun iadesi ve kiralananın ayıbından kaynaklanan talepler bu kapsamda değerlendirilir.
Bu kuralın önemli bir istisnası vardır: kiralanan taşınmazların icra yoluyla ilamsız tahliyesine ilişkin süreçler kapsam dışıdır. Yani kira alacağı için tahliye talepli icra takibi başlatmadan önce arabuluculuğa gitmek gerekmez. Buna karşılık aynı talep dava yoluyla ileri sürülecekse arabuluculuk aşaması atlanamaz. Arabuluculuk sürecinin işleyişi ve anlaşma belgesinin icra edilebilirliği hakkında arabuluculuk sürecine ilişkin sayfamızda ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Arabuluculuk yalnızca aşılması gereken bir formalite değildir. Kira uyuşmazlıklarının önemli bölümü, taraflar arasında taksitli ödeme planı, kademeli kira artışı ya da belirli bir tarihte teslim üzerinde anlaşmaya elverişlidir. Anlaşma sağlandığında düzenlenen belge, taraflarla birlikte avukatlarınca imzalanmışsa ilam niteliğinde kabul edilir; icra edilebilirlik şerhi alınması hâlinde ise doğrudan ilamlı icra takibine konu edilebilir. Bu, yıllara yayılabilecek bir yargılamayı önlemesi bakımından önemli bir avantajdır.
Depozito, Ortak Gider ve Aidat Uyuşmazlıkları
Konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence bedeli, en çok üç aylık kira bedeli kadar kararlaştırılabilir. Güvencenin para olarak verilmesi hâlinde kiracı bunu, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere bankada vadeli bir tasarruf hesabına yatırır; kıymetli evrak olarak verilmişse banka bir kenara ayırır. Uygulamada bu kurala çoğu zaman uyulmaz ve depozito doğrudan kiraya verene elden ödenir; bu da sözleşme sonunda iade uyuşmazlıklarının başlıca kaynağıdır.
İade bakımından kanun açık bir mekanizma öngörür. Kiraya veren, kira sözleşmesinin sona ermesini izleyen ve kanunda öngörülen süre içinde kiracıya karşı kira sözleşmesiyle ilgili bir dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmemişse, banka kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür. Kiralananda olağan kullanımı aşan bir zarar bulunduğu iddiası ise ayrıca ispatlanmalıdır; bu noktada teslim ve tahliye anında düzenlenen tutanaklar ile fotoğraflar belirleyici olur.
Ortak gider ve aidat kalemlerinde ayrım, giderin niteliğine göre yapılır. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa ya da aksine bir yerel teamül yoksa, ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanmaya bağlı giderler kural olarak kiracıya; ana yapının sigorta primi, büyük onarım ve yapısal iyileştirme giderleri ise kural olarak malike aittir. Aidat kalemlerinin nasıl bölündüğünü ve yönetim planının rolünü aidat kavramı üzerine yazımızda ele aldık.
Ödenmeyen aidat için kat malikleri kurulu, kanunda öngörülen oranda gecikme tazminatı talep edebilir ve alacağını icra yoluyla takip edebilir; kat maliki ile birlikte, bağımsız bölümde kiracı sıfatıyla oturanların da müteselsil sorumluluğu söz konusu olabilir. Kat mülkiyeti, tapu kaydı ve mülkiyet ihtilaflarına uzanan uyuşmazlıklarda tapu ve kat mülkiyeti tarafındaki değerlendirme birlikte yürütülür.
İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi ve İcra Dairesi Süreç Akışı
Kira ilişkisinden doğan davalarda görevli mahkeme, kural olarak sulh hukuk mahkemesidir; kiralanan taşınmazların icra yoluyla ilamsız tahliyesi ise icra dairesi ve icra mahkemesi eliyle yürür. Yetki bakımından taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine ya da davalının yerleşim yeri mahkemesine başvurulabilir. İzmir'de bu birimler Bayraklı'daki İzmir Adliyesi yerleşkesinde yer alır; icra daireleri de aynı yerleşkede çalışır.
Tipik bir tahliye dosyası şu sırayı izler: sözleşme, ödeme kayıtları ve varsa taahhütnamenin incelenmesi; gerekiyorsa noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi; dava yolu seçilmişse arabuluculuk başvurusu; anlaşma sağlanamazsa sulh hukuk mahkemesinde dava açılması. İcra yolu seçilmişse takip talebi verilir, ödeme veya tahliye emri tebliğ edilir ve itiraz edilmezse icra mahkemesinden tahliye kararı istenir. Kararın kesinleşmesinin ardından icra dairesi eliyle fiilî tahliye gerçekleştirilir.
Süre konusunda gerçekçi olmakta yarar vardır. Tahliye taahhüdüne dayanan ve itiraz edilmeyen icra dosyaları görece hızlı sonuçlanırken, itiraz edilen ya da bilirkişi incelemesi gerektiren dosyalar belirgin biçimde uzayabilir. Kira tespit davalarında keşif ve bilirkişi raporu aşaması takvimin büyük bölümünü oluşturur. Tebligat sorunları, adliyenin dosya yoğunluğu ve istinaf başvurusu da süreyi etkileyen etkenlerdir; bu nedenle kesin bir süre taahhüt edilemez, ancak dosyanın hangi aşamada olduğu düzenli olarak paylaşılır.
İzmir genelinde Konak, Karşıyaka, Bornova, Buca, Bayraklı, Gaziemir ve Karabağlar başta olmak üzere kira uyuşmazlıklarında hem kiraya veren hem kiracı tarafında hukuki destek sunuyoruz. Dosyanın en başında yapılan belge incelemesi, hangi yolun daha kısa ve daha az masraflı olduğunu görmeyi sağlar.
Kira Uyuşmazlığınız İçin Hukuki Destek
Tahliye, kira tespiti veya kira alacağı konusunda süreç değerlendirmesi için bizimle iletişime geçin.
İlgili Mevzuat
- Türk Borçlar Kanunu (6098)
- İcra ve İflas Kanunu (2004)
- Kat Mülkiyeti Kanunu (634)
- Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (6325)
Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr). İçerik bilgilendirme amaçlıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kiracı hangi hâllerde tahliye edilebilir?
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren, sözleşme süresinin dolmasına dayanarak kiracıyı çıkaramaz. Tahliye ancak kanunda sayılan sebeplerden birine dayanır: kiraya verenin ya da kanunda belirtilen yakınlarının konut veya işyeri gereksinimi, kiralananın yeniden inşası ya da esaslı onarımı, yazılı tahliye taahhüdü, bir kira yılı içinde kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle iki haklı ihtar ve kiracının aynı belediye sınırları içinde oturmaya elverişli konutu bulunması. Her sebebin kendine ait başvuru süresi ve ispat yükü vardır.
Tahliye taahhütnamesi hangi şartlarda geçerlidir?
Tahliye taahhütnamesinin geçerli olabilmesi için yazılı olması, kiralananın kiracıya tesliminden sonraki bir tarihte verilmiş olması, boşaltma tarihinin belirli veya belirlenebilir olması ve kiracı ya da yetkili temsilcisi tarafından imzalanmış olması gerekir. Sözleşmeyle aynı anda ve teslimden önce alınan taahhütler, kiracının serbest iradesiyle verilmediği kabul edildiğinden kural olarak geçersiz sayılır. Bu nedenle taahhüdün tarihi ve düzenlenme koşulları uyuşmazlığın merkezinde yer alır.
Tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi ne kadar sürer?
Kiracı, taahhüt ettiği tarihte kiralananı boşaltmazsa kiraya veren, bu tarihten başlayarak kanunda öngörülen süre içinde icra takibi başlatabilir veya dava açabilir. İcra dairesinden gönderilen tahliye emrine karşı kiracının itiraz süresi kanunda öngörülen kısa süredir; itiraz edilmezse tahliye emrinde belirtilen süre sonunda tahliye istenebilir. İtiraz edilmesi hâlinde dosya icra mahkemesine taşınır ve süre uzar. Bu nedenle kesin bir takvim taahhüt edilemez; sürecin uzunluğu itiraz, tebligat ve mahkeme yoğunluğuna göre değişir.
Kira bedeli her yıl ne kadar artırılabilir?
Yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak artışa ilişkin anlaşma, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşmamak koşuluyla geçerlidir. Sözleşmede daha yüksek bir oran kararlaştırılmış olsa bile bu üst sınır uygulanır. Endeks oranı her ay değiştiğinden burada bir yüzde vermek doğru olmaz; artış hesabı, yenileme tarihindeki güncel endeks verisi üzerinden yapılır ve başvuru anında teyit edilmelidir.
Kira tespit davası ne zaman açılır?
Kira bedelinin tespiti davası her zaman açılabilir. Ancak mahkemece belirlenecek bedelin yeni kira döneminin başından itibaren kiracıyı bağlaması için, davanın yeni dönemin başlangıcından en geç kanunda öngörülen süre önce açılmış olması ya da kiraya verenin bu süre içinde kira artışına ilişkin yazılı bildirim yapmış olması gerekir. Bildirim yapılmışsa dava, izleyen kira döneminin sonuna kadar açılabilir. Bu koşullar kaçırıldığında tespit edilen bedel bir sonraki dönemden itibaren uygulanır.
Kira ödenmezse tahliye için hangi yol izlenir?
İki ayrı yol vardır. Birincisi, kiraya verenin kiracıya yazılı bildirimle ödeme süresi vermesi ve bu sürede ödeme yapılmazsa sözleşmeyi feshetmesidir; verilecek süre konut ve çatılı işyeri kiralarında kanunda öngörülen süreden az olamaz. İkincisi, icra dairesi aracılığıyla tahliye talepli ilamsız takip başlatılmasıdır: ödeme emrine itiraz edilmez ve ödeme de yapılmazsa icra mahkemesinden tahliye kararı istenir. Hangi yolun tercih edileceği elinizdeki sözleşme ve ödeme kayıtlarına göre belirlenir.
Kira uyuşmazlığında arabuluculuk zorunlu mu?
Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır; bu şart yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir. Buna karşılık kiralanan taşınmazların icra yoluyla ilamsız tahliyesine ilişkin süreçler bu kapsamın dışında tutulmuştur; yani kira alacağı için tahliye talepli icra takibi başlatmadan önce arabuluculuk şartı aranmaz. Tahliye, kira tespiti ve kira alacağının dava yoluyla istenmesinde ise arabuluculuk aşaması atlanamaz.
Depozito hangi durumda geri alınabilir?
Konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence bedeli en çok üç aylık kira bedeli kadar istenebilir. Para olarak verilen güvence, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere bankada vadeli hesaba yatırılır. Kiraya veren, sözleşmenin sona ermesini izleyen ve kanunda öngörülen süre içinde kiracıya karşı dava açtığını veya icra takibi başlattığını bankaya yazılı olarak bildirmezse, banka kiracının istemi üzerine güvenceyi iade eder. Kiralananda olağan kullanımı aşan zarar bulunduğu iddiası ise ayrıca ispat edilmelidir.
Aidat ve ortak giderleri kiracı mı yoksa mal sahibi mi öder?
Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa ya da aksine yerel bir teamül yoksa, ısıtma, aydınlatma, su gibi kullanmaya bağlı giderler kural olarak kiracıya aittir. Ana yapının sigorta primi, büyük onarım ve yapısal iyileştirme giderleri ise kural olarak malike bırakılır. Uygulamada yönetim planı ve kira sözleşmesindeki düzenleme belirleyici olduğundan, aidat kalemlerinin niteliğine göre ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekir. Ödenmeyen aidat için kat malikleri kurulu kanunda öngörülen oranda gecikme tazminatı talep edebilir.
