İzmir Tazminat Avukatı ve Trafik Kazası Tazminat Davaları

Kısa Cevap

İzmir tazminat avukatı olarak trafik kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat, araç değer kaybı, kazanç kaybı, destekten yoksun kalma, iş kazası ve doktor hatası kaynaklı tazminat taleplerinde hukuki destek sunuyoruz. Yücesoy Avukatlık & Hukuk Bürosu (Av. Mehmet Yücesoy, İzmir Barosu) İzmir Konak, İkbal-1 İş Merkezi'nde; İzmir Adliyesi'ne (Bayraklı) yakın konumda, İzmir geneline hizmet verir. İletişim/WhatsApp: +90 553 935 71 24.

Maddi ve Manevi Tazminatın Hukuki Dayanağı ve Talep Edebilecek Kişiler

İzmir Tazminat Avukatı olarak trafik kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat, araç değer kaybı, kazanç kaybı, destekten yoksun kalma ve doktor hatası kaynaklı tazminat taleplerinde hukuki destek sunuyoruz. Bir kaza, iş kazası ya da hatalı tıbbi uygulama sonrasında ortaya çıkan zararın giderilmesi, doğru delil ve doğru hesap yöntemiyle yürütülmesi gereken teknik bir süreçtir.

Tazminat sorumluluğunun genel dayanağı haksız fiildir: kusurlu ve hukuka aykırı bir davranışla başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür; bu genel kural Türk Borçlar Kanununun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerinde düzenlenmiştir. Sorumluluğun doğması için fiil, hukuka aykırılık, zarar ve illiyet bağı unsurlarının bir arada bulunması aranır. Bazı hâllerde ise kanun, kusur aranmaksızın sorumluluk öngörür; motorlu aracın işletenine yüklenen sorumluluk bunun en bilinen örneğidir. Hangi sorumluluk türünün uygulanacağı, ispat yükünün kimde olduğunu ve hangi savunmaların ileri sürülebileceğini doğrudan belirler.

Maddi tazminat, malvarlığında meydana gelen fiilî azalmayı karşılar. Bedensel zararlarda tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar talep edilebilir; bu kalemler Türk Borçlar Kanununun bedensel zarara ilişkin hükümlerinde sayılmıştır. Ölüm hâlinde ise cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma zararı gündeme gelir; ölüm hâlindeki zarar kalemleri de aynı Kanunda düzenlenmiştir. Manevi tazminat ise malvarlığı dışındaki acı ve elemin karşılığıdır; ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da yakınlarının talebiyle hâkim tarafından hakkaniyete göre takdir edilir.

Talep sahibi çemberi, zararın türüne göre genişler. Bedensel zararda talep kural olarak zarar görene aittir; ağır bedensel zarar hâlinde yakınları da manevi tazminat isteyebilir. Ölüm hâlinde ise destekten yoksun kalanlar, mirasçı sıfatından bağımsız olarak kendi şahsi zararlarını talep eder. Zamanaşımı bakımından kanun, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren işleyen kısa bir süre ile fiil tarihinden itibaren işleyen daha uzun bir üst süre öngörür; fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı uygulanır. Yürüttüğümüz diğer çalışma alanlarını hizmet alanlarımız sayfasında görebilirsiniz.

Aşağıdaki tablo, trafik kazası ve benzeri olaylarda en sık gündeme gelen tazminat kalemlerini ve bunların dayandığı temel kavramları özetler; her kalem dosyanın kendi delil durumuna göre değerlendirilir.

Tazminat KalemiHangi DurumdaKısa Açıklama
Araç değer kaybıAraçta onarılabilir hasarHasarsız değer ile onarım sonrası değer arasındaki fark
Tedavi giderleriBedensel zararAmeliyat, tedavi, protez, bakım ve ulaşım giderleri
Geçici iş göremezlikİyileşme süresince çalışamamaRapor süresi boyunca yoksun kalınan kazanç
Sürekli iş göremezlikKalıcı maluliyetSağlık kurulu raporundaki maluliyet oranına göre hesap
Destekten yoksun kalmaÖlümDesteğin sağlayacağı yardımın bugünkü değeri
Manevi tazminatAğır bedensel zarar veya ölümAcı ve elemin karşılığı, hâkim tarafından takdir edilir

Trafik Kazasında Sorumluluk: Sürücü, İşleten ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası

Trafik kazalarında sorumluluk tek kişide toplanmaz. Kanun, motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına ya da bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, işleteni ve varsa aracın bağlı olduğu teşebbüs sahibini bu zarardan müteselsilen sorumlu tutar; işletenin bu sorumluluğu Karayolları Trafik Kanununda düzenlenmiştir. İşleten çoğunlukla ruhsat sahibidir; ancak araç uzun süreli kiralanmış ya da fiilen başkasının hâkimiyetine bırakılmışsa işleten sıfatı değişebilir. Sürücünün sorumluluğu ise haksız fiil hükümlerine dayanır ve kusura bağlıdır.

İşletenin sorumluluğu kusura dayanmadığından, savunma imkânları da sınırlıdır. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemeksizin, kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan doğduğunu ispatlarsa sorumluluktan kurtulabilir. Bu ispat yükü ağırdır; uygulamada çoğu dosyada işletenin sorumluluğu devam eder ve tartışma kusur oranı ile zararın miktarına kayar.

Zorunlu mali sorumluluk sigortası (trafik sigortası), işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları poliçe limitleri içinde karşılar ve her araç için yaptırılması Karayolları Trafik Kanunu uyarınca zorunludur. Zarar gören, sigortacıya doğrudan başvurabilir; sigortacının sorumluluğu poliçe teminat tutarıyla sınırlıdır ve limitlerin üzerinde kalan bölüm için işleten ile sürücüye başvurulur. Poliçe limitleri her yıl güncellendiğinden, dosyaya konu kazanın tarihindeki teminat tutarı poliçe üzerinden teyit edilmelidir. Trafik sigortası uygulamasına ilişkin ayrıntıları sigorta hukuku yazımızda ele aldık.

İhtiyari mali sorumluluk sigortası, kasko ve ferdi kaza sigortası gibi ek poliçeler bulunuyorsa bunlar ayrıca değerlendirilir. Kasko poliçesi sigortalının kendi aracındaki hasarı karşılarken, üçüncü kişinin zararı zorunlu sigortadan talep edilir; bu ayrımın karıştırılması hak kaybına yol açabilir. Kazaya birden fazla araç karıştığında her aracın sigortacısı kendi sigortalısının kusuru oranında sorumlu olur ve talepler buna göre yöneltilir.

Araç Değer Kaybı ve Kazanç Kaybı Talepleri, Ekspertiz ve Bilirkişi Raporu

Araç değer kaybı, hasarlı aracın usulüne uygun biçimde onarılmış olmasına rağmen ikinci el piyasasında uğradığı değer düşüklüğüdür. Zarar, kaza tarihindeki hasarsız piyasa değeri ile onarım sonrası değer arasındaki farktan ibarettir; onarım masrafları bu kalemden ayrıdır ve ayrıca talep edilir. Aracın yaşı, kilometresi, hasarın niteliği ve daha önce kayıtlara geçmiş onarımlar hesabı doğrudan etkiler. Ağır hasar nedeniyle pert kaydı düşülmüş araçlarda ise değer kaybı değil, aracın rayiç değeri ile sovtaj (hurda) değeri arasındaki fark gündeme gelir.

Değer kaybı hesabında uygulanacak yöntem ve zorunlu sigorta teminatının kapsamı, genel şartlar ile yargı kararları arasındaki tartışmalar sonucunda zaman içinde değişmiştir. Bu nedenle başvuru öncesinde güncel uygulamanın teyit edilmesi, talebin eksik ya da fazla kurgulanmasını önler. Süreçte bağımsız ekspertiz raporu alınması, sigortacının kendi eksperinin belirlediği tutara itiraz edebilmek için pratik bir dayanak sağlar. Konunun adım adım işleyişini araç değer kaybı nasıl alınır başlıklı yazımızda anlattık.

Kazanç kaybı, bedensel zarar dosyalarının en tartışmalı kalemidir ve ikiye ayrılır. Geçici iş göremezlik, tedavi ve iyileşme süresi boyunca çalışılamayan dönemde yoksun kalınan kazancı karşılar; bu süre hekim raporlarıyla belirlenir. Sürekli iş göremezlik ise kalıcı maluliyet hâlinde gündeme gelir ve yetkili sağlık kuruluşunca düzenlenen kurul raporundaki maluliyet oranına dayanır. Rapor, olay tarihinde yürürlükte olan maluliyet yönetmeliğine göre düzenlenmelidir; yanlış mevzuata göre düzenlenen rapor, yargılamanın ileri aşamasında yeniden alınmak zorunda kalır ve süreci uzatır.

Hesap aşamasında mahkeme, aktüerya alanında çalışan bir bilirkişiden rapor alır. Bilirkişi; zarar görenin olay tarihindeki geliri, maluliyet oranı, yaşı, yargı uygulamasında kabul edilen yaşam tablosuna göre bakiye ömrü ve kusur dağılımı gibi verileri birlikte değerlendirerek zararın bugünkü değerini hesaplar. Gelirin belgelenemediği hâllerde asgari ücret esas alınır; belgelenebilen daha yüksek gelir ise bordro, vergi kayıtları ve meslek odası verileriyle ortaya konur. Rapordaki veri hatalarına karşı süresinde ve gerekçeli itiraz sunulması, sonucu belirleyen en önemli aşamalardan biridir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Destek Kavramı ve Hesap Yöntemi

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin sağlığında sağladığı yardımdan yoksun kalanların uğradığı zararı karşılar. Buradaki zarar mirasçılık sıfatından bağımsız, tamamen kişisel bir zarardır; bu nedenle mirası reddeden kişi de talepte bulunabilir. Destek kavramı yasal bakım yükümlülüğüne bağlı değildir: düzenli ve sürekli biçimde para, emek ya da hizmet biçiminde yardım sağlayan herkes destek sayılabilir. Ev içinde çocuk bakımı ve ev işleri yoluyla sağlanan katkı da parasal karşılığı olan bir destek olarak kabul edilir.

Eş, çocuklar ve ana baba bakımından destek ilişkisi hayatın olağan akışına göre karine olarak kabul edilir; kardeş, nişanlı ya da fiilen birlikte yaşanan kişi gibi hâllerde ise destek ilişkisinin somut delillerle ispatı beklenir. Talep sahibi çemberinin genişliği, dosyanın delil yapısını baştan belirler. Konunun kapsamını ve sınırlarını destekten yoksun kalma tazminatı rehberimizde ayrıntılı biçimde ele aldık.

Hesap yöntemi bir dizi basamaktan oluşur ve her basamak ayrı ayrı tartışılabilir. Önce desteğin olay tarihindeki geliri belirlenir; gelir belgelenemiyorsa asgari ücret esas alınır. Ardından desteğin ve destek görenlerin yargı uygulamasında kabul edilen yaşam tablosuna göre bakiye ömürleri saptanır; destek süresi bu iki sürenin kesiştiği dönemdir. Çocuklar bakımından destek, kural olarak eğitim durumuna göre belirlenen yaşa kadar sürer. Sonra desteğin gelirinden kendisine ayıracağı pay düşülerek geriye kalan tutar, destek görenler arasında paylara bölünür.

Son aşamada bulunan tutar, gelecekteki ödemelerin bugüne indirgenmesi amacıyla peşin sermaye değerine çevrilir ve kusur dağılımı ile hakkaniyet gerektiriyorsa indirim uygulanır. Sigorta şirketince daha önce yapılan ödemeler ile sosyal güvenlik kurumunca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değeri de mahsup edilir; bu nedenle geçmiş ödemelerin belgelenmesi zorunludur. Uygulamada tartışma yaratan bir başka nokta, ölen kişinin kendi kusurunun destek görenlere ne ölçüde yansıtılacağıdır; bu konu yargı kararlarıyla şekillenmiş olup her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir. Hesapta esas alınan katsayılar ve tutarlar dönemsel olarak güncellendiğinden, talep edilecek miktar başvuru anındaki verilere göre belirlenir.

Sigorta Şirketine Başvuru, Sigorta Tahkim Komisyonu ve Dava Yolu Ayrımı

Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki taleplerde, dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulması Karayolları Trafik Kanununda dava şartı olarak düzenlenmiştir. Başvuruya kaza tespit tutanağı, hasar ve tedaviye ilişkin belgeler ile talebin dayanağını gösteren evrak eklenir. Sigorta kuruluşu kanunda öngörülen kısa süre içinde yazılı cevap vermezse ya da verilen cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurabilir. Bu aşama atlandığında dava, esasa girilmeden dava şartı yokluğundan reddedilebilir.

Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta uyuşmazlıklarının çözümü için kurulmuş ve kanunda öngörülen sürelerle bağlı bir yoldur (Sigortacılık Kanunu). Uygulamada mahkemeye göre daha hızlı sonuç alınmasını sağlar. Buna karşılık kapsamı sınırlıdır: Komisyona yalnızca sigorta kuruluşuna karşı başvurulabilir; sürücü, işleten ya da araç sahibi gibi kişilere yöneltilecek talepler mahkemede ileri sürülmelidir. Talebin bir bölümü poliçe limitini aşıyorsa, aşan kısım bakımından ayrıca mahkemeye gidilmesi gerekir.

Hakem kararlarına itiraz edilebilmesi ve kararın kesin sayılması bakımından kanunda parasal sınırlar öngörülmüştür. Bu sınırlar her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellendiğinden, bu sayfada bir tutar verilmesi doğru olmaz; başvuru anındaki güncel eşiklerin Komisyon duyurularından teyit edilmesi gerekir. Yol seçimi yapılırken talebin tutarı, karşı tarafların kimler olduğu, delil durumu ve kararın kesinliğe ulaşma ihtimali birlikte değerlendirilir.

Dava yolunda alacağın tahsili, kararın kesinleşmesiyle sona ermez; ödemenin yapılmaması hâlinde ilamın icraya konulması gerekir. Bu aşamada takip talebinin doğru düzenlenmesi ve faiz isteminin baştan eksiksiz kurulması, sonradan yaşanacak kayıpları önler. İlamın icrası ve sonraki tahsilat aşamaları hakkında icra hukuku sayfamızda ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.

Doktor Hatası (Malpraktis) Kaynaklı Tazminat ve Bilirkişi Süreci

Hatalı tıbbi uygulama iddialarında ilk ayrım, olayın komplikasyon mu yoksa özen yükümlülüğüne aykırılık mı olduğudur. Tıbbın kabul ettiği standartlara uygun davranılmasına rağmen ortaya çıkan istenmeyen sonuç komplikasyon sayılır ve kural olarak tazminat sorumluluğu doğurmaz. Buna karşılık teşhis, tedavi ya da takip aşamasında tıbbi standartlardan sapılmışsa ve bu sapma ile zarar arasında illiyet bağı kurulabiliyorsa sorumluluk gündeme gelir. Hekimin yükümlülüğü, belirli bir sonucu değil, tıbbın gereklerine uygun özenli davranışı taahhüt etmesidir.

Aydınlatılmış onam, bu dosyaların ikinci belirleyici unsurudur. Hastanın uygulanacak işlem, alternatifleri, olası riskleri ve tedavisiz kalma ihtimalinin sonuçları hakkında anlayabileceği bir dille bilgilendirilmiş olması gerekir; aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat yükü hekim ve sağlık kuruluşuna aittir. Matbu ve genel ifadelerle hazırlanmış onam formları bu yükü tek başına karşılamayabilir. Konunun hukuki çerçevesini doktor hatası nedeniyle doğan sorumluluk yazımızda ele aldık.

Yargılamada belirleyici olan bilirkişi incelemesidir. Dosya, ilgili tıp dallarında görev yapan öğretim üyelerinden ya da Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kurulundan oluşan heyetlere gönderilir; heyet, uygulamanın tıbbın kabul ettiği standartlara uygun olup olmadığını değerlendirir. Rapor arasında çelişki bulunması hâlinde yeni bir heyetten ek rapor istenmesi mümkündür. Bu nedenle hasta dosyasının, tetkik ve görüntüleme kayıtlarının, ameliyat notlarının ve hemşire gözlem formlarının eksiksiz biçimde dosyaya sunulması, sürecin en kritik adımıdır.

Sorumluluğun kime yöneltileceği, hizmetin verildiği yere göre değişir. Kamu sağlık kuruluşlarındaki uygulamalarda kural olarak personel değil idare sorumludur; hizmet kusuru ileri sürülerek idari yargıda tam yargı davası açılır ve dava öncesinde kanunda öngörülen süreler içinde ilgili idareye başvurulması gerekir (İdari Yargılama Usulü Kanunu). Özel sağlık kuruluşları ve serbest çalışan hekimler bakımından ise adli yargıda dava açılır; ilişkinin niteliğine göre görevli mahkeme değişebildiğinden, dava açılmadan önce bu konunun netleştirilmesi yerinde olur.

Ceza Dosyası ile Tazminat Dosyasının İlişkisi: Taksirle Yaralama ve Alkollü Araç Kullanma

Trafik kazaları çoğu zaman iki ayrı dosya doğurur: ceza soruşturması ve tazminat yargılaması. Kaza sonucunda birinin yaralanması taksirle yaralama, ölümü ise taksirle öldürme suçunu gündeme getirir; her iki suç da Türk Ceza Kanununda düzenlenmiştir. Taksirle yaralamanın kanunda sayılan basit hâllerinde soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır; bilinçli taksirin bulunduğu hâller bu kuralın dışındadır. Şikâyet hakkının kanunda öngörülen süre içinde kullanılması, ceza dosyasının açılabilmesi bakımından belirleyicidir.

Alkolün etkisi altında araç kullanmak, kanda kanunda ve ilgili mevzuatta belirlenen sınırın aşılması hâlinde idari para cezası ve sürücü belgesinin geri alınmasını gerektirir (Karayolları Trafik Kanunu). Sürücünün emniyetli araç sürme yeteneğini kaybetmiş olması hâlinde ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu gündeme gelebilir (Türk Ceza Kanunu). Bu tespitler tazminat dosyasında kusur değerlendirmesini doğrudan etkiler. Trafik suçlarının ceza boyutunu taksirle yaralama ve trafik cezaları yazımızda, genel savunma sürecini ise ceza hukuku sayfamızda anlattık.

İki dosya arasındaki bağ tek yönlü değildir. Hukuk hâkimi, kusurun değerlendirilmesi ve zararın belirlenmesi bakımından ceza hâkiminin kararıyla bağlı değildir; ceza mahkemesinin verdiği beraat kararı da tazminat talebini tek başına ortadan kaldırmaz (Türk Borçlar Kanunu). Buna karşılık ceza dosyasındaki maddi olguya ilişkin kesinleşmiş tespitler, keşif tutanakları ve kaza yeniden yapılandırma raporları tazminat dosyasında güçlü delil oluşturur. Bu nedenle ceza soruşturmasının erken aşamasında delillerin doğru toplanması, sonraki tazminat yargılamasının kaderini belirleyebilir.

Alkollü araç kullanımının sigorta ilişkisine etkisi ayrı bir tartışma alanıdır. Zorunlu sigorta üçüncü kişiyi koruduğundan, sigortacı zarar görene karşı sorumluluğunu kural olarak bu gerekçeyle reddedemez; ancak koşulları oluşmuşsa ödediği tutar için sigortalısına rücu edebilir. Uygulamada aranan ölçüt, alkolün kazanın meydana gelmesinde etkili olduğunun ortaya konmasıdır ve bu hususta ispat yükü sigortacıdadır. Yalnızca alkol tespitine dayanan bir ret ya da rücu talebi, kazanın oluş biçimine ilişkin teknik değerlendirme olmadan yeterli sayılmaz.

İzmir Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemesi Görev Ayrımı

Tazminat davasında görevli mahkemenin doğru belirlenmesi, dosyanın aylar süren bir gecikme yaşamaması bakımından belirleyicidir. Yalnızca sürücüye, işletene ya da araç sahibine karşı açılan haksız fiil kaynaklı tazminat davaları kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Davada sigorta şirketi de taraf gösterilmişse, uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı için ticari dava niteliği kazanır ve asliye ticaret mahkemesi görevli hâle gelir. Sigorta şirketinin diğer davalılarla birlikte hasım gösterildiği dosyalarda, talebin tamamı ticaret mahkemesinde görülür.

Bazı taleplerde ise başka yargı kolları ya da özel görevli mahkemeler devreye girer. İş kazası ve meslek hastalığı kaynaklı tazminat talepleri iş mahkemesinde, kamu idaresinin hizmet kusuruna dayanan talepler idari yargıda görülür. Yol yapım ve bakım eksikliğinden doğan kazalarda sorumluluk ilgili idareye yöneltilebilir ve bu durumda idari yargı yolu izlenir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari nitelikteki tazminat taleplerinde, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır; bu nedenle dosyanın niteliği baştan belirlenmelidir.

Yetki bakımından haksız fiile ilişkin kural, davacıya seçim imkânı tanır: fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde dava açılabilir. Bu kural, İzmir'de ikamet eden zarar görenin, kaza başka bir ilde gerçekleşmiş olsa dahi davasını Bayraklı'daki İzmir Adliyesi'nde açabilmesini sağlar. Görevsiz mahkemede açılan davada ise mahkeme görevsizlik kararı verir ve kanunda öngörülen kısa süre içinde görevli mahkemeye başvurulması gerekir; bu süre kaçırılırsa dava açılmamış sayılır. İş kazası kaynaklı taleplerin işleyişini iş hukuku sayfamızda ayrıca ele aldık.

Dosya Hazırlığında Dikkat Edilen Başlıklar

  • Kaza tespit tutanağı, olay yeri ve araç fotoğrafları ile varsa kamera kayıtlarının erken temini
  • Alkol ve hız ölçüm tutanakları ile ceza soruşturma dosyasındaki teknik raporların incelenmesi
  • Hastane kayıtları, epikriz, ameliyat notları ve maluliyet oranını gösteren sağlık kurulu raporu
  • Gelir durumunu ortaya koyan bordro, vergi kaydı ve meslek odası verileri
  • Sigorta poliçeleri, hasar dosyası ve daha önce yapılan ödemelere ilişkin belgeler
  • Sigorta kuruluşuna yapılan yazılı başvurunun tarihli ve kayıtlı biçimde belgelenmesi

Tazminat Talebinizde Hukuki Destek

Kaza, iş kazası veya hatalı tıbbi uygulama kaynaklı tazminat talebiniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bize Ulaşın

İlgili Mevzuat

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr). İçerik bilgilendirme amaçlıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Trafik kazası nedeniyle tazminat davası ne kadar süre içinde açılmalıdır?

Haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde zamanaşımı, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve her hâlde fiil tarihinden itibaren daha uzun bir üst süreye tabidir (Türk Borçlar Kanunu ile Karayolları Trafik Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri). Kaza aynı zamanda ceza gerektiren bir fiil oluşturuyorsa, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresi tazminat talebi için de uygulanır. Süreler dosyanın koşullarına göre değiştiğinden, gecikmeden hukuki değerlendirme yapılması yerinde olur.

Araç değer kaybı nasıl talep edilir?

Değer kaybı, aracın kaza öncesindeki hasarsız değeri ile usulüne uygun onarım sonrasındaki değeri arasındaki farktır. Talep, kural olarak kusurlu sürücünün ve işletenin zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yazılı başvuruyla başlar; sonuç alınamazsa Sigorta Tahkim Komisyonuna veya mahkemeye gidilir. Dosyaya kaza tespit tutanağı, hasar fotoğrafları, onarım faturaları ve ekspertiz raporu sunulur. Hesaplama yöntemi ve teminat kapsamı yargı kararlarıyla şekillendiğinden, başvuru anındaki güncel uygulamanın teyit edilmesi gerekir.

Kazada kendi kusurum da varsa tazminat alabilir miyim?

Evet, kural olarak alabilirsiniz. Kusurun paylaşıldığı hâllerde tazminat, zarar görenin kendi kusuru oranında indirilir; tam kusur ya da zararı ağırlaştıran davranışlar söz konusu ise hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir; bu indirim yetkisi Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiştir. Kusur oranı, kaza tespit tutanağı, olay yeri incelemesi ve bilirkişi raporu üzerinden belirlenir; tutanaktaki ilk değerlendirme yargılamada bağlayıcı değildir. Bu nedenle kusur dağılımına ilişkin itirazların süresinde ileri sürülmesi önem taşır.

Destekten yoksun kalma tazminatını kimler isteyebilir?

Bu tazminatı, ölenin desteğinden fiilen yoksun kalan kişiler isteyebilir. Mirasçı olmak ya da aralarında yasal bakım yükümlülüğü bulunmak şart değildir; belirleyici olan, ölenin düzenli ve sürekli biçimde destek sağlamış olması veya hayatın olağan akışına göre ileride sağlayacak olmasıdır. Eş, çocuklar ve ana baba bakımından destek ilişkisi karine olarak kabul edilir; nişanlı ya da fiilen birlikte yaşanan kişi gibi hâllerde ise destek ilişkisinin somut delillerle ortaya konması beklenir.

Sigorta şirketine başvurmadan doğrudan dava açabilir miyim?

Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki taleplerde, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulması Karayolları Trafik Kanununda dava şartı olarak düzenlenmiştir. Sigorta kuruluşu kanunda öngörülen kısa süre içinde başvuruyu cevaplamazsa ya da verilen cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurabilir. Başvurunun tarihli ve kayıtlı biçimde yapılması, sonraki aşamada ispat kolaylığı sağlar.

Sigorta Tahkim Komisyonu ile mahkeme arasındaki fark nedir?

Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta uyuşmazlıkları için kurulmuş, kanunda öngörülen sürelerle bağlı ve genellikle mahkemeye göre daha hızlı işleyen bir çözüm yoludur (Sigortacılık Kanunu). Komisyona yalnızca sigorta kuruluşuna karşı başvurulabilir; sürücü, işleten veya araç sahibi gibi kişilere yönelik talepler mahkemede ileri sürülür. Hakem kararlarına itiraz ve kararın kesinliği bakımından kanunda parasal sınırlar öngörülmüştür; bu sınırlar her yıl güncellendiğinden başvuru anında teyit edilmelidir.

Manevi tazminat miktarı neye göre belirlenir?

Manevi tazminat, çekilen acı ve elemin karşılığı olarak hâkim tarafından hakkaniyet ölçüsünde takdir edilir; bu takdir yetkisi Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiştir. Takdirde olayın gerçekleşme biçimi, tarafların kusur durumu, yaralanmanın ağırlığı ve kalıcı etkileri, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile olay tarihindeki para değeri birlikte değerlendirilir. Bu talep zenginleşme aracı olmadığından, dosyaya somut ve belgeli bir tablo sunulması takdirin sağlıklı yapılmasına yardımcı olur. Peşinen bir tutar öngörmek mümkün değildir.

Doktor hatası iddiasında hangi mercie başvurulur?

Başvurulacak yargı kolu, sağlık hizmetinin verildiği yere göre değişir. Kamu sağlık kuruluşlarındaki uygulamalarda hizmet kusuru ileri sürülerek idari yargıda tam yargı davası açılır ve dava öncesinde kanunda öngörülen süreler içinde ilgili idareye başvurulması gerekir (İdari Yargılama Usulü Kanunu). Özel sağlık kuruluşları ve serbest çalışan hekimler bakımından ise adli yargıda dava açılır; ilişkinin niteliğine göre görevli mahkeme değişebildiğinden dosya özelinde değerlendirme yapılmalıdır.

Ceza davası sürerken tazminat davası açılabilir mi?

Evet. Ceza yargılaması ile tazminat yargılaması ayrı yargı kollarında yürür ve tazminat davasının açılması için ceza dosyasının sonuçlanması beklenmez. Hukuk hâkimi, kusurun değerlendirilmesi ve zararın belirlenmesi bakımından ceza hâkiminin kararıyla bağlı değildir; beraat kararı da tek başına tazminat talebini ortadan kaldırmaz (Türk Borçlar Kanunu). Buna karşılık ceza dosyasındaki maddi olguya ilişkin kesinleşmiş tespitler ile keşif ve bilirkişi raporları, tazminat dosyasında güçlü delil olarak kullanılır.

Tazminat dosyası için hangi belgeler hazırlanmalıdır?

Trafik kazalarında kaza tespit tutanağı, olay yeri ve araç fotoğrafları, alkol ve hız ölçüm kayıtları, sigorta poliçeleri ve hasar dosyası temel belgelerdir. Bedensel zarar iddiasında hastane kayıtları, ameliyat ve tedavi raporları, epikriz, sağlık kurulu raporu, tedavi giderlerine ilişkin belgeler ile gelir durumunu gösteren kayıtlar toplanır. Ölüm hâlinde nüfus kayıt örneği, ölüm belgesi ve desteğin gelirine ilişkin belgeler eklenir. Belgelerin baştan eksiksiz toplanması, yargılamanın gereksiz yere uzamasını önler.