Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin yaşamında maddi veya manevi destek vererek yanında olduğu kişilere öldüğü için destek olamaması sebebiyle destekten yoksun kalan kişilere verilir. Bu tazminat, destekten yoksun kalan kişilere hayatlarındaki bu eksilme dolayısıyla güçlük yaşamamaları için maddi bir destek sağlamak amacıyla istenir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, ölümlü kazalarda ileri sürülen kalemlerden yalnızca biridir; hangi taleplerin birlikte istenebileceğini maddi ve manevi tazminat davalarında ayrı bir sayfada anlattık.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Kimler İsteyebilir?
📎 İlgili: Kurumsal Hukuk ve Şirket Danışmanlığı hakkında detaylı bilgi için sayfamızı ziyaret edin.
Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilmek için kişinin ölen kişiden destek aldığını ispat etmesi gerekir. Bunun yanında tazminatı isteyen kişi ölenin amcası, yeğeni veya komşusu dahi olabilir. Önemli olan husus destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan kişinin ölenden yaşarken destek aldığını ispat etmesidir. Ancak ölenin annesi, babası, eşi ve çocukları ile arasında bir destek ilişkisinin olduğu karine olarak kabul edilmektedir. Bu karinenin aksinin ispatı tabi ki mümkündür.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Şartları
Destekten yoksun kalma tazminatının istenebilmesinin ilk ve en önemli şartı desteğin ölmüş olmasıdır. Destek sıfatına sahip kişi söz konusu olay sonucunda ölmemiş yoğun bakıma girmiş olsa dahi bu şartı sağlamadığı için destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunulamaz. Ancak destek sıfatına sahip olan kişinin ölüp ölmediği bilinmiyorsa destekten yoksun kalma tazminatı için bu şartın gerçekleştiği kabul edilebilir. TMK 31 ve 32. maddelerdeki düzenlemeler çerçevesinde ölmüş olma ihtimalinin kuvvetli olduğu bir durumda kalmış ve bir daha kendisinden haber alınamamış veya uzun süre kendisinden haber alınamamış ise ölmüş olduğu kabul edilir.
Bir diğer şart ölmüş olan kişinin ölümüne sebebiyet veren bir muhatabın gerekliliğidir. Tabiri caizse eceliyle ölen bir kişi için destekten yoksun kalma tazminatı başvurulması mümkün değildir. Aynı zamanda bir zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında nedensellik bağını bulunması gerekir. Örneğin kişinin ramazan ayında çalınan davulun sebep olduğu ses yüzünden kalp krizi geçirdiği söylenerek destekten yoksun kalma tazminatı istenemez. Nedensellik bağını kesen başka bir durum ise ölen kişinin ölüme sebebiyet veren fiilde ağır kusurunun bulunmasıdır. Böyle bir durumda ölümden sorumlu tutulan ve tazminat istenen kişi olayda ölenin ağır şekilde kusurlu olduğunu ispat ederek tazminattan kurtulabilir.
Davacı konumunda olan kişide bulunması gereken şartlar ise şunlardır; ilk olarak ölenin bakım gücüne sahip olması ve tazminat isteyen kişinin de bu bakıma muhtaç bir kimse olması gerekir. Henüz kendi geliri olmayan veya tahsilini tamamlamamış bir kimsenin annesi veya babası bir trafik ya da iş kazası sonucu ölmesi bu duruma örnek olarak verilebilir. Bir diğer şart söz konusu yardımın düzenli ve sürekli bir şekilde sağlanıyor olmasıdır. Yani tek seferlik yardımlar bakımından destekten yoksun kalma tazminatı istenmesi mümkün değildir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Anne-Baba İsteyebilir Mi?
Destekten yoksun kalma tazminatı açısından davacı tarafta bulunması gereken şartları yukarıda saymıştık. Bu çerçevede anne veya babanın çocuklarının ölümü açısından bu tazminatı isteyip isteyemeyeceği sorusu akla gelebilir. Kanun koyucu söz konusu şartların her ne kadar ölüm anında var olmasını arasa da hayatın olağan akışı içerisinde çocuğun ileride yaşlanan anne ve babasına bakacağı kabul edilir. Bu açıdan çocuğun henüz anne ve babasına destek sağlayamadan ölmesi halinde anne ve baba ileride sağlanması kuvvetle muhtemel bu destekten yoksun kaldıklarını ileri sürebilirler. Bu şekilde çocuğun ölümü halinde destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkına sahip olurlar.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Destekten yoksun kalma tazminatının değerinin tespitinde belirli kıstaslar kullanılır. Ölen kişinin ekonomik imkanları ve bu imkanlar vasıtasıyla elde ettiği ya da ölmeseydi elde edeceği gelir tespit edilmeye çalışılması bunlardan biridir. Ölenin gelirinin tespitinde maaş bordroları bunlar yoksa meslek odalarından sorularak tespit edilecek gelir hesaba katılır. Ölenin gelirinin bu yollarla tespiti mümkün değilse emsal ücret tespit edilmeye çalışılmalıdır. Yine tazminatın hesaplanmasında yaşam süresi göz önüne alınır. Ölen evliyse, çocukları varsa veya bekar olmakla birlikte anne ve babasını destekliyorsa bunlarda destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında dikkate alınır.
Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması teknik bir konudur. Örneğin tazminat bedeli ölen 30 yaşında ise kalan ortalama ömrünün belirlenmiş tablolardan tespiti yapılarak ödenecek tazminatta dikkate alınır. Ölüm dolayısıyla destekten yoksun kalan kişilere miras kalmış ise yargıtayın son zamanlarda kabul ettiği yaklaşım çerçevesinde bunların tazminatın hesaplanmasında indirim sebebi olarak sayılmayacağı yönündedir. Ölüm dolayısıyla SGK tarafından kaza sigortası kapsamında yapılan ödemeler ise belirli şartların varlığı halinde indirime tabidir. Ölüm dolayısıyla sigorta şirketi veya zarar veren tarafından yapılan ödemeler ise destekten yoksun kalma tazminatının indirim sebepleri arasındadır.
Destekten yoksun kalma tazminatı kusur bakımından önem taşımaktadır. Bu bağlamda haksız fiil sonucu istenen bir tazminat olmasından dolayı kusur sorumluluğu önem taşır. Ölen kişinin ölümünden sorumlu olan muhatabın ödeyeceği tazminatın hesaplanmasında kusur oranının tespiti önem taşır. Genellikle mahkemeler kusur tespitini bilirkişi raporunu göz önüne alarak tayin etmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatında bilirkişi raporuna itiraz mümkündür. Kıdem ve ihbar tazminatı hesaplaması hakkında bilgi almak için tazminat hesaplama sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Pay Oranları
Destekten yoksun kalma tazminatında pay oranlarının dağıtımında kişinin medeni hali, kısıtlılık hali varsa kısıtlılığı, akıl ve beden sağlığı bakımından ne durumda olduğu, çalışıp çalışmadığı, çalışmıyorsa mesleki bir eğitiminin olup olmadığı gibi kapsamlı bir araştırma yapılır. İşte bu araştırma sonucunda ortaya çıkan duruma göre destekten yoksun kalma tazminatı pay oranları belirlenir. Her olayın kendine has durumlar içerebileceği göz önünde tutulmalıdır. Bu nedenle net bir pay oranı tablosuna göre işlem yapıldığını söylemek güçtür.
Yetkili Mahkeme ve Zamanaşımı
Destekten yoksun kalma tazminat davası genel kurallar gereğince davalı kişinin yerleşim yerinde açılmalıdır. Ancak davanın açılabileceği mahkeme bununla sınırlı değildir. Eğer sorumlu gerçek bir kişi değil bir kurum, şirket, vakıf veya dernek gibi tüzel kişiliğe sahipse dava şirket merkezinde veya olay bir şubenin yetki alanı içerisinde olmuş ise şubenin bulunduğu yerde açılabilir. Davacıya kanun tarafından birçok yetkili mahkeme tahsis edilmiştir. Bunlardan başka davacı zararın ortaya çıktığı yerde, zarar görenin yerleşim yerinde veya haksız fiilin yani olayın meydana geldiği yerde de bu davayı açabilir.
Örneğin Hasan akşam Sultan Ahmet meydanında dolaşırken Ali tarafından bıçaklanıp hayatına kaybettiği bir olay düşünelim. Bu durumda Hasan’ın eşi zararın meydana geldiği yer yani Sultan Ahmet meydanının bağlı bulunduğu yargı çevresinde davayı açabilir. Hasan’ın eşi isterse kendi yerleşim yerinde veya Ali’nin yerleşim yerinde de bu davayı açma olanağına sahiptir. Eğer Hasan olay yerinde değil de kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetseydi bu durumda eşi hastanenin bulunduğu yerde de bu davayı açmaya hak kazanırdı.
Destekten yoksun kalma tazminatı zamanaşımı süresi zarar verenin ve zararın öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlar ve iki yıldır. Ancak yukarıdaki örnekte olduğu gibi kişi olay anında değilde hastaneye kaldırılıp bir süre tedavi gördükten sonra hayatına kaybederse tazminat isteme süresi kişinin hayatını kaybettiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
Ancak on yıl içerisinde zararı veren ve zarar öğrenilemez ise daha sonra dava açma olanağı bulunmamaktadır. On yıllık süre genel zamanaşımı süresi niteliğindedir.
İlgili Yargıtay Kararları
Karar 1 (Yargıtay 17. Hukuk D. 2016/18069 E. 2019/8032 K.):
Bu kararda Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti, eş ve dört çocuk yönünden destekten yoksun kalma tazminatına hükmetmiş; davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti itirazı reddetmiştir. Yargıtay ise 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/12. maddesi uyarınca, sigorta tahkim komisyonlarının kanunda belirlenen parasal sınırı geçmeyen kararlarının kesin olduğunu; davacılar ihtiyari dava arkadaşı konumunda bulunduğundan bu kesinlik sınırının her bir davacı yönünden ayrı ayrı gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle davacılar yönünden verilen kararlar ayrı ayrı kesin sayılmıştır. Söz konusu parasal sınır her yıl yeniden belirlendiğinden, güncel tutarın başvuru anında ilgili mevzuattan teyit edilmesi gerekir.
Karar 2 (Yargıtay 17. Hukuk D. 2016/18169 E. 2019/7839 K.) :
Bu kararda mahkeme, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda müteveffanın eşi yönünden destek tutarını hesaplamış; davalının sigortaladığı araç sürücüsünün kusur oranını dikkate alarak davacıya düşen desteklik miktarını belirlemiştir. Davalı sigorta şirketinin dava öncesinde yaptığı ödeme, kusur oranına göre hesaplanan bu miktarın üzerinde kaldığından şirketin sorumluluğunun sona erdiği kabul edilmiş ve dava reddedilmiştir. Yargıtay, delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle hükmü onamıştır. Karar, kusur oranının ve daha önce yapılan ödemelerin hesaba doğrudan etki ettiğini göstermesi bakımından önemlidir.
✧İlgili Yazılar
Av. Mehmet Yücesoy
İzmir Avukat & Hukuki Danışmanlık
Hukuki süreçleriniz ve ihtiyaçlarınız için hukuki destek almak adına bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Hemen İletişime Geçin