Dolandırıcılık, malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında en sık karşılaşılan suç tiplerinden biridir ve Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 157 ve 158. maddelerinde düzenlenmiştir. Suçun oluşabilmesi için failin hileli davranışlarla bir kişiyi aldatması ve bu aldatma sonucunda mağdurun veya başka birinin zarara uğraması, buna karşılık failin veya bir başkasının haksız bir yarar sağlaması gerekir.
Kanun koyucu, suçun belirli şartlar altında işlenmesi halinde -örneğin bilişim sistemlerinin, kamu kurumlarının veya bir güven ilişkisinin kötüye kullanılması gibi- daha ağır bir ceza öngörmüş ve bu halleri "nitelikli dolandırıcılık" başlığı altında ayrıca düzenlemiştir. Aşağıda dolandırıcılık suçunun unsurları, nitelikli halleri, ceza miktarları ile soruşturma ve kovuşturma sürecine ilişkin genel bilgiler yer almaktadır.
Her dosyanın kendine özgü olay örgüsü ve delil durumu bulunduğundan, aşağıdaki bilgiler genel bir çerçeve sunmakta olup somut bir uyuşmazlıkta uygulanacak hükümlerin dosyanın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekir.
✧ İçindekiler
Dolandırıcılık Suçu Nedir?
TCK m.157 uyarınca dolandırıcılık, bir kimsenin hileli davranışlarla aldatılması ve bu aldatma neticesinde kendisinin veya başkasının zarara uğratılarak failin ya da üçüncü bir kişinin haksız yarar sağlaması olarak tanımlanabilir. Suçun konusu ekonomik değeri olan bir malvarlığı unsurudur; bu unsur para, taşınır ya da taşınmaz mal, bir alacak hakkı veya başka bir menfaat şeklinde ortaya çıkabilir.
Hile kavramı kanunda açıkça tanımlanmamıştır; bu nedenle bir davranışın hileli sayılıp sayılmayacağı her somut olayda ayrıca değerlendirilir. Uygulamada mağdurun yaşı, eğitim durumu, tecrübesi ve içinde bulunduğu koşullar, davranışın aldatıcı nitelikte olup olmadığının belirlenmesinde dikkate alınan unsurlar arasındadır.
Dolandırıcılık Suçunun Unsurları
Maddi unsur bakımından suç; fail, mağdur, hileli hareket, aldatma, mağdurun ya da üçüncü bir kişinin zarara uğraması ve failin ya da başkasının yarar sağlaması gibi bileşenlerden oluşur. Failin gerçekleştirdiği hileli hareket ile mağdurun yanılgıya düşürülmesi ve bu yanılgı sonucunda bir malvarlığı devrinin gerçekleşmesi arasında nedensellik bağı aranır.
Manevi unsur açısından dolandırıcılık kasten işlenebilen bir suçtur; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin, hileli davranışıyla mağduru aldatarak kendisine veya bir başkasına haksız bir menfaat sağlama bilinç ve iradesiyle hareket etmesi gerekir.
Basit (Temel) Dolandırıcılığın Cezası Nedir?
TCK m.157'de düzenlenen temel dolandırıcılık suçu, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasını gerektirir. Somut olayda uygulanacak cezanın alt ve üst sınır arasındaki yeri; failin kastının yoğunluğu, suçun işleniş biçimi ve mağdurun uğradığı zararın ağırlığı gibi hususlar dikkate alınarak mahkemece belirlenir.
Nitelikli Dolandırıcılık Halleri Nelerdir?
TCK m.158, dolandırıcılık suçunun belirli koşullar altında işlenmesi halinde daha ağır bir ceza öngörülmesini düzenler. Kanunda sayılan nitelikli hallerden bazıları şunlardır:
- Suçun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi
- Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi partilerin, vakıf veya derneklerin araç olarak kullanılması ya da suçun bu kurumların zararına işlenmesi
- Kişinin dini inanç veya duygularının istismar edilmesi
- Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli veya zor durumdan ya da algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanılması
- Tacir veya şirket yöneticisi olan kişilerin ticari faaliyetleri kapsamında, ya da bu sıfatları taşımasa dahi bir şirket adına hareket eden kişilerce işlenmesi
- Sigorta bedeli elde etmek amacıyla işlenmesi
Bu hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Hangi nitelikli halin somut olaya uygulanacağı, dosyadaki delillere ve olayın gelişimine göre değerlendirilmesi gereken teknik bir konudur.
Dolandırıcılık Suçunda Şikayet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı
Dolandırıcılık suçunun soruşturulması kural olarak şikayete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatabilir. Kanunda öngörülen bazı özel şahsi cezasızlık veya cezada indirim hallerinde (TCK m.167) ise soruşturma ve kovuşturma şikayete bağlı kılınmıştır.
Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu'nda etkin pişmanlık hükümlerine tabi tutulduğundan (TCK m.168), Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır. Dava zamanaşımı süresi, suçun temel halinde sekiz yıl, nitelikli hallerinde ise on beş yıldır.
Dolandırıcılık Suçunda Etkin Pişmanlık
TCK m.168, failin işlediği dolandırıcılık suçu nedeniyle meydana gelen zararı, soruşturma tamamlanmadan önce ya da kovuşturma aşamasında hüküm verilmeden önce tamamen tazmin etmesi halinde cezada indirim yapılmasını öngörür. İndirim oranı, etkin pişmanlığın hangi aşamada gösterildiğine göre değişkenlik gösterir.
Görevli Mahkeme ve Dava Süreci
Dolandırıcılık suçunun gerek temel gerekse nitelikli hallerinde davaya bakmakla görevli mahkeme, genel olarak asliye ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği, yani failin ya da üçüncü kişinin haksız yararı elde ettiği yer mahkemesidir.
Dolandırıcılık iddiasıyla karşı karşıya kalan ya da bu suçun mağduru olan kişilerin, delillerin toplanması ve savunmanın hazırlanması aşamasında bir İzmir ceza avukatı ile çalışması, sürecin sağlıklı yürütülmesine katkı sağlayabilir. Karabağlar, Konak, Buca ve Balçova başta olmak üzere İzmir genelinde ceza hukuku alanında destek sağlanmaktadır.
✧İlgili Yazılar
Av. Mehmet Yücesoy
İzmir Avukat & Hukuki Danışmanlık
Hukuki süreçleriniz ve ihtiyaçlarınız için profesyonel destek almak adına bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Hemen İletişime Geçin