İzmir Nafaka Avukatı ve Nafaka Artırım Azaltım Davaları
İzmir nafaka avukatı olarak tedbir, iştirak, yoksulluk ve yardım nafakası taleplerinde; nafaka artırım, azaltım ve kaldırma davalarında; ödenmeyen nafakanın icra yoluyla tahsilinde hukuki destek sunuyoruz. Yücesoy Avukatlık & Hukuk Bürosu (Av. Mehmet Yücesoy, İzmir Barosu) İzmir Konak, İkbal-1 İş Merkezi'nde; İzmir Adliyesi'ne (Bayraklı) yakın konumda, İzmir geneline hizmet verir. İletişim/WhatsApp: +90 553 935 71 24.
Nafaka Talepleri ve Nafaka Davalarında Hukuki Destek
İzmir nafaka avukatı olarak, dava süresince istenen tedbir nafakasından boşanmadan sonra gündeme gelen iştirak ve yoksulluk nafakasına kadar her aşamada hukuki destek sunuyoruz. Nafaka, bir kez karara bağlandığında donup kalan bir edim değildir: tarafların ekonomik durumu değiştikçe artırılması, azaltılması ya da kaldırılması gündeme gelebilir.
Nafaka dosyalarında sonucu belirleyen iki unsur vardır: talebin doğru türde ileri sürülmesi ve ekonomik duruma ilişkin iddianın belgeyle desteklenmesi. Tedbir nafakası ile iştirak nafakası farklı hukuki temellere dayanır, farklı sürelerde hüküm doğurur ve sona erme koşulları da aynı değildir. Dilekçede türün karıştırılması, doğru olduğu hâlde bir talebin reddedilmesine yol açabilir.
İzmir aile mahkemeleri yoğun bir dosya trafiğiyle çalışır. Ekonomik ve sosyal durum araştırmasının zamanında tamamlanması, tebligatın usulüne uygun yapılması ve delil listesinin baştan eksiksiz sunulması, duruşma sayısını ve dolayısıyla süreyi belirgin biçimde etkiler. Nafaka dosyalarının yanı sıra yürüttüğümüz diğer çalışma alanlarını hizmet alanlarımız sayfasında bulabilirsiniz.
Nafaka Türleri: Tedbir, İştirak, Yoksulluk ve Yardım Nafakası
Türk hukukunda nafaka tek bir kalem değildir. Kimin, kime, hangi dönem için ve hangi koşulla ödeyeceği türe göre değişir; aşağıdaki tablo dört temel türü karşılaştırmalı olarak özetler.
| Nafaka Türü | Kime Ödenir | Hangi Dönem |
|---|---|---|
| Tedbir nafakası | Eşe ve velayeti fiilen elinde bulunduran tarafa çocuk için | Dava süresince, kural olarak dava tarihinden hükmün kesinleşmesine kadar |
| İştirak nafakası | Velayet kendisine bırakılan tarafa, çocuk için | Boşanmadan sonra, kural olarak çocuk ergin olana kadar |
| Yoksulluk nafakası | Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe | Boşanmadan sonra, kanunda sayılan hâllerde sona erer |
| Yardım nafakası | Yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşlere | Evlilik ilişkisinden bağımsız, yoksulluk sürdüğü sürece |
Tedbir Nafakası
Tedbir nafakası, boşanma ya da ayrılık davası devam ederken tarafların ve çocukların geçimini güvence altına almak için verilen geçici bir önlemdir. Hakim, davanın devamı süresince gerekli olan önlemleri alır; çocuğun korunmasına ilişkin tedbirler bakımından ayrıca talep aranmaz. Evlilik sürerken birlikte yaşamaya haklı bir sebeple ara verilmişse, boşanma davası açılmaksızın da tedbir nafakası istenebilir. Dava süreci ve tedbir talepleri hakkında ayrıntılı bilgi için boşanma davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.
İştirak Nafakası
İştirak nafakası, velayet kendisine bırakılmayan tarafın çocuğun bakım, eğitim ve korunma giderlerine malî gücü oranında katılmasıdır. Bu nafaka çocuğun hakkıdır; velayeti elinde bulunduran taraf yalnızca çocuğu temsilen talep eder. Kural olarak çocuk ergin olduğunda sona erer. Ancak çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar bakım yükümlülüğünü sürdürür. Velayetin belirlenmesi ve değiştirilmesi süreçlerini velayet davaları başlığı altında ele alıyoruz.
Yoksulluk Nafakası
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında istenen nafakadır. Kanun bunu iki koşula bağlar: nafaka isteyen tarafın kusuru diğerinden daha ağır olmamalı ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmalıdır. Nafaka yükümlüsünün ayrıca kusurlu olması aranmaz. Talebin boşanma davası içinde ileri sürülmesi mümkündür; boşanmadan sonra istenmesi ise kanunda öngörülen süreye tabidir.
Yardım Nafakası
Yardım nafakası, evlilik ilişkisinden bağımsız olarak aile bireyleri arasındaki dayanışmadan doğar. Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu, altsoyu ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür; kardeşler bakımından yükümlülük, yükümlünün refah içinde bulunmasına bağlıdır. Uygulamada en sık karşılaşılan örnek, öğrenimi süren ergin çocuğun ana babasından yardım nafakası istemesidir. Dava, davacının ya da davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir: Ekonomik Durum ve Hakkaniyet Ölçütü
Nafaka miktarı için kanunda sabit bir tutar ya da gelire uygulanacak bir oran yoktur. Kanun, nafakanın yükümlünün malî gücü oranında ve hakkaniyete uygun biçimde belirlenmesini emreder; miktarı takdir etme yetkisi hakimdedir. Bu nedenle internette dolaşan hazır çizelgeler ve hesap makineleri bağlayıcı değildir. Aynı gelir düzeyindeki iki dosya, çocuk sayısı, sağlık durumu veya barınma giderleri farklı olduğu için farklı sonuçlanabilir.
Hakimin değerlendirmesinde belirleyici olan başlıca ölçütler şunlardır:
- Nafaka yükümlüsünün geliri, malvarlığı ve çalışma durumu
- Yükümlünün üzerindeki diğer bakım ve nafaka yükümlülükleri
- Nafaka alacaklısının geliri, çalışma imkânı ve sağlık durumu
- Çocuğun yaşı, eğitim düzeyi ile özel bakım veya sağlık ihtiyacı
- Tarafların evlilik birliği içindeki yaşam düzeyi
- Barınma, ulaşım ve eğitim gibi zorunlu giderlerin kapsamı
Bu ölçütler soyut beyanla değil, dosyaya sunulan belgelerle somutlaşır. Mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu kolluk aracılığıyla araştırır; ayrıca sosyal güvenlik kayıtları, işveren yazıları, tapu ve araç kayıtları ile banka hareketleri istenir. Kayıt dışı gelirin ileri sürüldüğü dosyalarda tanık beyanı ve yaşam düzeyine ilişkin somut veriler önem kazanır. Talebin baştan gerçekçi bir aralıkta tutulması ve her kalemin belgeyle desteklenmesi, yargılamanın uzamasını önler.
Nafaka tutarları her dosyada ayrı ayrı takdir edildiği için, bu sayfada örnek rakam verilmemektedir. Kesin bir tutar ancak dosyanızdaki gelir belgeleri, gider kalemleri ve çocuğun ihtiyaçları görüldükten sonra değerlendirilebilir. Asgari ücret, hayat pahalılığı ve sosyal yardım eşikleri gibi ölçütler yıl içinde değiştiğinden, güncel durumun başvuru anında teyit edilmesi gerekir.
Nafaka Artırım Davası ve Endeksleme Kaydı
Nafaka artırım davası, tarafların malî durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde açılır. Kanun bu dava için bir süre öngörmez; koşullar oluştuğunda her zaman başvurulabilir. Uygulamada en sık ileri sürülen gerekçeler hayat pahalılığındaki artış, çocuğun büyümesiyle yükselen eğitim ve sağlık giderleri ile yükümlünün gelirindeki iyileşmedir. Artırılan nafaka kural olarak geçmişe etkili olmaz; dava tarihinden itibaren hüküm doğurur. Bu nedenle beklemek, geçen aylar bakımından telafisi olmayan bir kayıp yaratır.
Her yıl yeniden dava açmamanın yolu, hükme bir artış kaydı konulmasıdır. Kanun, istem hâlinde hakimin, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabileceğini düzenler. Uygulamada bu, resmî tüketici fiyat endeksindeki yıllık değişim oranına bağlanan bir endeksleme kaydıyla sağlanır. Böyle bir kayıt yoksa nafaka kendiliğinden yükselmez; artırım için ayrıca dava açmak gerekir. Kaydın hükme girebilmesi için talebin dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi şarttır. Süreci nafaka artırım ve azaltım davası rehberimizde adım adım anlattık.
Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında kanun, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar. Bu, nafaka isteyen tarafın taşınmış olsa dahi kendi bulunduğu yerde dava açabilmesi anlamına gelir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Dava değerinin hesabı ve harç yükümlülüğü talep edilen artışın yıllık karşılığına göre belirlenir; harç ve gider kalemleri her yıl güncellendiğinden, başvuru anında yürürlükteki tarifeden teyit edilmelidir.
Nafaka Azaltım ve Kaldırma Davası: Değişen Koşulların İspatı
Nafakanın azaltılması ya da kaldırılması, artırımla aynı hukuki temele dayanır: hükümden sonra ortaya çıkan bir değişiklik. Buradaki eşik önemlidir. Mahkeme, gelirdeki her dalgalanmayı değil, sürekli nitelikte ve dosyanın dengesini bozan bir değişikliği esas alır. İşini kaybetmek, ciddi bir sağlık sorunu nedeniyle çalışamaz duruma gelmek, yeniden evlenme ya da yeni bir çocuk nedeniyle bakım yükümlülüğünün artması bu kapsamda ileri sürülebilir.
İspat yükü, değişikliği ileri süren taraftadır ve soyut anlatım yeterli değildir. İşten çıkış bildirgesi, sosyal güvenlik hizmet dökümü, sağlık kurulu raporu, icra dosyası kayıtları ve banka hareketleri gibi belgeler dosyaya sunulmalıdır. Gelirin geçici olarak düştüğü, kısa süre sonra eski düzeye döndüğü hâllerde talep kural olarak karşılanmaz. Nafakanın tümüyle kaldırılması istendiğinde ise yalnızca yükümlünün değil, alacaklının durumundaki değişim de incelenir.
Önemli bir uyarı: nafakanın azaltılması ya da kaldırılması gerektiğini düşünmek, ödemeyi durdurmak için yeterli değildir. Mahkeme kararı değişmediği sürece ilam yürürlüktedir ve ödenmeyen aylar için icra takibi başlatılabilir. Dava açılması da kendiliğinden ödemeyi durdurmaz. Bu nedenle azaltım talebi yargılama sürerken ödemeye devam edilerek yürütülmelidir; aksi hâlde birikmiş nafaka borcu ve icra süreçleri gündeme gelir.
Yoksulluk Nafakasının Süresi ve Sona Erme Hâlleri
Kanun, yoksulluk nafakasının süresiz olarak istenebileceğini düzenler. Uygulamada bu, ömür boyu ödeme anlamına gelmez: nafaka, kanunda sayılan hâllerin gerçekleşmesiyle sona erer. Ayrıca yargı kararlarında, evliliğin çok kısa sürdüğü ve tarafların ekonomik bağının sınırlı kaldığı dosyalarda nafakaya süreli olarak hükmedilebildiği görülmektedir. Süre sınırı konusu zaman zaman yasama gündemine geldiğinden, güncel düzenlemenin başvuru anında teyit edilmesi gerekir.
Yoksulluk nafakası iki farklı yolla sona erer:
- Kendiliğinden: nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka ayrıca karara gerek olmaksızın sona erer.
- Mahkeme kararıyla: alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde nafaka dava yoluyla kaldırılır.
Fiilen evli gibi yaşama iddiası uygulamada en çok tartışılan sona erme sebebidir ve süreklilik taşıyan bir birlikteliğin somut delillerle ortaya konulmasını gerektirir. Tek başına tanık beyanı çoğu zaman yeterli görülmez; ortak ikamet kaydı, birlikte yürütülen ekonomik ilişkiler ve süreklilik gösteren yaşam düzenine ilişkin veriler aranır. Kendiliğinden sona erme hâlleri dışında ödemenin durdurulabilmesi için mutlaka mahkeme kararı gerekir.
Ödenmeyen Nafakanın İcra Yoluyla Tahsili ve Tazyik Hapsi
Nafakaya ilişkin mahkeme kararı bir ilamdır; ödenmediğinde ilamlı icra yoluyla takibe konulabilir. Takip, icra emrinin borçluya tebliğiyle başlar. Basit bir itiraz bu takibi durdurmaz; borçlu ancak borcun ödendiğini, ertelendiğini ya da zamanaşımına uğradığını resmî bir belgeyle ileri sürerek icranın geri bırakılmasını isteyebilir. Takip kesinleştikten sonra maaş, banka hesabı, araç ve taşınmaz haczi gündeme gelir. Haciz aşamasının işleyişini icra takibi ve alacak tahsili sayfamızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Nafaka alacağının maaş haczinde ayrıcalıklı bir konumu vardır. Diğer alacaklar için maaşın haczedilebilecek kısmına kanunla sınır getirilmişken, nafaka alacakları bu sınırlamanın dışında tutulmuştur. Aynı borçlu hakkında birden çok haciz varsa, nafaka alacağı sıra bakımından öncelik taşır. Emekli aylıkları kural olarak haczedilemez; nafaka borçları bu kuralın kanunda açıkça sayılan istisnalarındandır.
Nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında ayrıca icra ceza mahkemesine şikâyette bulunulabilir. Kanun, bu şikâyet üzerine borçlunun tazyik hapsiyle cezalandırılmasını öngörür; hapsin süresi kanunda üst sınırıyla belirlenmiştir ve amaç cezalandırmak değil, ödemeyi sağlamaktır. Nitekim hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir. Şikâyet hakkı kanunda öngörülen kısa süreye tabidir ve süre kaçırıldığında bu yol kapanır; bu nedenle ödenmeyen aylar biriktirilmeden hareket edilmelidir.
Uygulamada sık karşılaşılan bir yanılgı, tazyik hapsinin geçmişe dönük tüm birikmiş nafaka için işletilebileceğidir. Bu yol, esas olarak takipten sonra işleyen cari nafaka ödemelerinin yerine getirilmemesine bağlanmıştır; birikmiş alacak bakımından asıl araç haciz ve satış yoludur. İki yolun birlikte ve doğru sırayla yürütülmesi, hem ödemenin sürekliliğini hem de geçmiş dönem alacağının tahsilini sağlar.
Yabancı Unsurlu Nafaka: Yurt Dışında Yaşayan Taraf
Tarafların birinin yurt dışında yaşadığı dosyalarda önce iki soru ayrı ayrı yanıtlanır: hangi ülkenin mahkemesi yetkilidir ve hangi ülkenin hukuku uygulanır. Türk milletlerarası özel hukuk mevzuatı, nafaka taleplerini kural olarak nafaka alacaklısının mutad meskeni hukukuna tabi tutar. Bu, davanın Türkiye'de görülmesi hâlinde bile yabancı hukukun uygulanabileceği anlamına gelir; yabancı hukukun içeriği mahkemece araştırılır.
Yurt dışında verilmiş bir nafaka kararının Türkiye'de sonuç doğurabilmesi için tanıma ve tenfiz davası açılması gerekir. Tenfiz kararı alınmadan yabancı ilama dayanarak Türkiye'de icra takibi yapılamaz. Aynı şekilde, Türkiye'de verilmiş bir nafaka kararının yabancı ülkede uygulanabilmesi de o ülkenin usulüne göre tanınmasına bağlıdır. Türkiye'nin taraf olduğu ve nafaka alacaklarının yurt dışında tahsilini kolaylaştıran uluslararası sözleşmeler bulunmakla birlikte, hangisinin uygulanacağı karşı ülkenin de o sözleşmeye taraf olup olmadığına göre değişir; bu nedenle dosya açılmadan önce ülke bazında inceleme yapılması gerekir.
Yurt dışına yapılacak tebligat, merkezî makamlar aracılığıyla yürütüldüğü için yargılama süresini belirgin biçimde uzatır. Bu nedenle yurt dışında yaşayan tarafa karşı açılacak dosyalarda adres tespitinin baştan doğru yapılması ve vekâletnamenin usulüne uygun düzenlenmesi kritik önemdedir. Yurt dışında düzenlenen vekâletnamelerde konsolosluk onayı ya da apostil şerhi aranır. Tedbir nafakası talebinin dava dilekçesiyle birlikte ileri sürülmesi, uzun tebligat sürecinde çocuğun ve tarafın geçimini güvence altına alır.
Boşanma Protokolünde Nafaka ve Sonradan Değiştirilebilirliği
Anlaşmalı boşanmada taraflar, boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumunu bir protokolde düzenler. Hakim bu protokolü onaylamak zorunda değildir: tarafların ve özellikle çocukların menfaatini gözeterek gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir ve bunlar taraflarca kabul edildiğinde boşanmaya hükmedilir. Protokolün açık, ölçülebilir ve uygulanabilir yazılması bu aşamada belirleyicidir. Protokolde dikkat edilmesi gereken kalemleri anlaşmalı boşanma protokolü yazımızda madde madde ele aldık.
Karar kesinleştiğinde protokoldeki nafaka düzenlemesi taraflar bakımından bağlayıcı hâle gelir ve ilam gibi icra edilebilir. Buna karşılık bu bağlayıcılık, düzenlemenin sonsuza kadar değişmeyeceği anlamına gelmez. Tarafların malî durumu değişir veya hakkaniyet gerektirirse, nafakanın artırılması ya da azaltılması için sonradan dava açılabilir. Protokole konulan "nafaka hiçbir şekilde artırılamaz" türü kayıtlar, özellikle çocuk yararına olan iştirak nafakası bakımından hakimi bağlamaz.
Feragat bakımından ise iki nafaka türü ayrılır. Yoksulluk nafakası talebinden protokolde açıkça vazgeçilmişse, kural olarak bu nafaka sonradan istenemez; bu nedenle protokoldeki feragat ifadesinin sonuçları imzadan önce değerlendirilmelidir. İştirak nafakası ise çocuğun hakkıdır; ana babanın feragati çocuğu bağlamaz ve çocuk için nafaka her zaman talep edilebilir. Protokolde ödeme günü, ödeme yöntemi ve artış ölçütünün açıkça yazılması, ileride yaşanacak uyuşmazlıkların büyük bölümünü baştan önler.
Nafaka Dosyanız İçin Hukuki Destek
Nafaka talebi, artırım, azaltım ya da tahsil sürecinde değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İlgili Mevzuat
- Türk Medeni Kanunu (4721)
- İcra ve İflas Kanunu (2004)
- Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718)
Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr). İçerik bilgilendirme amaçlıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Nafaka davası hangi mahkemede açılır?
Nafaka talepleri aile mahkemesinin görev alanındadır; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar. Boşanma davası sürerken nafaka aynı dosya içinde istenir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında ise kanun, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar; bu düzenleme, nafaka isteyen tarafın bulunduğu yerde dava açabilmesini sağlar. İzmir'de ikamet eden taraflar bakımından dosyalar İzmir Adliyesi'ndeki aile mahkemelerinde görülür.
Tedbir nafakası ne zaman başlar?
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası süresince tarafların ve çocukların geçimini güvence altına alan geçici bir önlemdir. Kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm doğurur ve yargılama sona erinceye kadar devam eder. Hakim, çocuğun korunmasına ilişkin önlemleri talep olmasa da resen alabilir. Evlilik devam ederken birlikte yaşamaya ara verilmiş olması hâlinde de, boşanma davası açılmaksızın tedbir nafakası istenmesi mümkündür.
Nafaka miktarı neye göre belirlenir?
Kanun sabit bir tutar ya da gelire uygulanacak bir oran belirlemez. Hakim, nafaka yükümlüsünün malî gücünü, nafaka alacaklısının ihtiyacını ve hakkaniyeti birlikte değerlendirerek takdir eder. Bu değerlendirmede tarafların gelirleri ve malvarlıkları, çalışma durumları, üzerlerindeki diğer bakım yükümlülükleri, çocuğun yaşı ile eğitim ve sağlık ihtiyaçları ve evlilik birliği içindeki yaşam düzeyi dikkate alınır. Mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu araştırır. İnternette dolaşan hazır çizelgeler bağlayıcı değildir; her dosya kendi verileriyle değerlendirilir.
Nafaka artırım davası ne zaman açılabilir?
Nafaka artırım davası belirli bir süreye bağlı değildir; tarafların malî durumları değiştiğinde ya da hakkaniyet gerektirdiğinde her zaman açılabilir. Uygulamada gerekçe çoğunlukla hayat pahalılığı, çocuğun büyümesiyle artan eğitim ve sağlık giderleri ya da yükümlünün gelirindeki iyileşmedir. Artırılan nafaka kural olarak geçmişe değil, dava tarihinden itibaren geçerli olur; bu nedenle başvurunun geciktirilmemesi önemlidir.
Nafakanın her yıl kendiliğinden artması sağlanabilir mi?
Evet. Kanun, istem hâlinde hakimin, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda hangi miktarda ödeneceğini karara bağlayabileceğini düzenler. Uygulamada bu, hükme konulan bir artış kaydıyla sağlanır ve genellikle resmî tüketici fiyat endeksindeki yıllık değişim oranı ölçüt alınır. Böyle bir kayıt bulunduğunda her yıl yeniden dava açmak gerekmez. Bu talebin dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi gerekir; kendiliğinden hükme eklenmez.
Nafaka azaltım davasında neyi ispat etmem gerekir?
İspat konusu, hükmün verildiği tarihten sonra ortaya çıkan ve önemli nitelikte olan bir değişikliktir. İşini kaybetmek, gelirin sürekli biçimde düşmesi, çalışmayı engelleyen bir sağlık sorunu ya da yeni doğan bir bakım yükümlülüğü bu kapsamda ileri sürülebilir. Geçici ve kısa süreli bir gelir dalgalanması kural olarak yeterli görülmez. İddia; işten çıkış belgesi, sosyal güvenlik kayıtları, sağlık raporları ve banka hareketleri gibi somut belgelerle desteklenmelidir.
Yoksulluk nafakası hangi hâllerde sona erer?
Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer. Bunun dışında, alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. Kendiliğinden sona erme dışındaki hâllerde nafakanın kesilmesi için dava açılması gerekir; ödemeyi tek taraflı durdurmak icra takibiyle karşılaşma riski doğurur.
Çalışan bir kişi de yoksulluk nafakası alabilir mi?
Çalışıyor olmak tek başına nafaka hakkını ortadan kaldırmaz. Ölçüt, boşanma yüzünden yoksulluğa düşülüp düşülmediğidir; bir gelirin varlığı değil, o gelirin zorunlu ihtiyaçları karşılamaya yetip yetmediği değerlendirilir. Buna karşılık nafaka isteyen tarafın kusuru diğerinden daha ağırsa yoksulluk nafakasına hükmedilmez. Nafaka yükümlüsü bakımından ise ayrıca kusur aranmaz.
Nafaka ödenmezse ne yapılabilir?
Nafakaya ilişkin mahkeme kararı bir ilamdır ve ilamlı icra yoluyla takibe konulabilir. Takip kesinleştikten sonra borçlunun maaşı, banka hesapları, aracı ve taşınmazları üzerine haciz uygulanabilir; nafaka alacakları maaş haczindeki genel sınırlamaya tabi değildir. Ayrıca nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında icra ceza mahkemesine şikâyette bulunularak tazyik hapsi istenebilir. Şikâyet hakkı kanunda öngörülen kısa süreye bağlıdır; süre kaçırıldığında bu yol kapanır.
Anlaşmalı boşanma protokolündeki nafaka sonradan değiştirilebilir mi?
Protokol hakim tarafından onaylanıp karar kesinleştiğinde tarafları bağlar. Buna rağmen tarafların malî durumları değişir veya hakkaniyet gerektirirse, nafakanın artırılması ya da azaltılması için sonradan dava açılabilir. Yoksulluk nafakası talebinden protokolde açıkça feragat edilmişse, kural olarak bu nafaka sonradan istenemez. İştirak nafakası ise çocuğun hakkıdır; ana babanın feragati çocuğu bağlamaz ve çocuk için nafaka her zaman talep edilebilir.
