İzmir Boşanma Avukatı

Kısa Cevap

İzmir boşanma avukatı Av. Mehmet Yücesoy (İzmir Barosu) & Yücesoy Avukatlık ve Hukuk Bürosu; anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları, velayet, nafaka ve mal paylaşımı (mal rejimi tasfiyesi) başta olmak üzere aile hukukunun tüm alanlarında hukuki temsil ve danışmanlık sağlar. 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma ve uzaklaştırma kararı, evliliğin iptali ve ayrılık davaları, yabancılık unsuru taşıyan boşanmalar ile yabancı boşanma kararlarının tanınması ve tenfizi de çalışma alanımızdadır. Ofis İzmir Konak'ta, İsmet Kaptan Mah. 1368. Sk. No:1 D:605 İkbal-1 İş Merkezi'nde bulunur ve İzmir Adliyesi'ne (Bayraklı) yakındır; Konak, Karşıyaka, Bornova, Buca, Bayraklı, Gaziemir ve Karabağlar dahil İzmir geneline hizmet verilir. Randevu ve bilgi için +90 553 935 71 24 numaralı telefon/WhatsApp hattından ulaşabilirsiniz.

Aile Hukuku ve Boşanma Süreçleri

İzmir'de boşanma avukatı olarak müvekkillerimize anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları, nafaka talepleri, velayet uyuşmazlıkları, mal rejimi tasfiyesi ve aile hukuku kapsamındaki tüm uyuşmazlıklarda gizlilik prensiplerine bağlı kalarak hukuki destek sağlıyoruz.

Evlilik birliğinin sonlandırılması süreci, taraflar ve özellikle varsa çocuklar için oldukça hassas bir dönemdir. Bu süreçte doğru ve güçlü bir hukuki danışmanlık almak, ileride telafisi güç hak kayıplarının önüne geçmek adına kritik öneme sahiptir.

Bu sayfa, aile hukuku alanındaki çalışmalarımızın ana başlıklarını bir arada toplar: anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanmasından çekişmeli davada delil ve tanık yönetimine, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma kararlarından evliliğin iptali ve ayrılık davalarına, yabancılık unsuru taşıyan dosyalardan karar sonrasındaki kanun yolu ve uyarlama süreçlerine kadar her başlığın nasıl işlediğini aşağıda ayrı ayrı açıkladık.

Anlaşmalı Boşanma Davaları

Anlaşmalı boşanma, tarafların boşanmanın hukuki ve mali sonuçları ile müşterek çocukların velayeti konularında tam bir mutabakat sağladığı durumlarda yürütülen daha kısa süreli bir süreçtir. İzmir'de boşanma avukatı olarak protokolün hazırlanması ve davanın tek celsede sorunsuz şekilde sonuçlandırılması için müvekkillerimize rehberlik ediyoruz.

Çekişmeli Boşanma Davaları

Tarafların boşanma koşullarında veya boşanma iradesinde ortak bir noktada buluşamadığı hallerde açılır. Süreç boyunca delillerin toplanması, tanıkların beyanı, kusur oranının tespiti, tazminat ve nafaka taleplerinin ispatı gibi konular oldukça önemlidir.

Nafaka ve Velayet Hakları

Boşanma sürecinde en sık gündeme gelen konulardan biri nafaka talepleridir. Tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakası olmak üzere farklı nafaka türleri mevcuttur. Her birinin koşulları ve hesaplama yöntemleri farklılık gösterir. Velayet konusunda ise mahkeme, çocuğun üstün yararını gözeterek karar verir. Ortak velayet, tek taraflı velayet ve kişisel ilişki kurulması gibi konularda müvekkillerimize hukuki danışmanlık sunuyoruz; velayetin belirlenmesi, değiştirilmesi ve kişisel ilişki tesisi konularının tamamı için İzmir velayet avukatı sayfamıza, dava sürerken alınan geçici düzenlemeler için boşanma davasında geçici velayet ve kişisel ilişki yazımıza göz atabilirsiniz.

Mal Rejimi ve Tasfiye Süreci

Evlilik birliği süresince edinilen malların paylaşımı, boşanma davalarının en karmaşık aşamalarından biridir. Edinilmiş mallara katılma rejimi, mal ayrılığı rejimi ve paylı mülkiyet gibi farklı rejimlerin tasfiye süreçleri farklılık gösterir. Taşınmazlar, banka hesapları, araçlar, iş ortaklıkları ve diğer tüm varlıkların paylaşımında, hangi malın kişisel mal hangisinin edinilmiş mal sayıldığının titizlikle ayrıştırılması gerekir. Mal rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı ve ziynet eşyası talepleri mal paylaşımı ve mal rejimi tasfiyesi sayfamızda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır; konunun özeti için boşanmada mal paylaşımı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

Hukuki Destek mi Arıyorsunuz?

İzmir ve çevre illerde aile hukuku kaynaklı uyuşmazlıklarınız için vakit kaybetmeden hukuki destek almak üzere bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bize Ulaşın

Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Karşılaştırması

Aşağıdaki tablo, anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davalarını temel kriterler açısından karşılaştırır; belirtilen süreler genel bilgi niteliğinde olup somut olaya göre değişebilir.

KriterAnlaşmalı BoşanmaÇekişmeli Boşanma
Ön şartKanunda öngörülen asgari evlilik süresi + anlaşma + protokolBoşanma sebebinin ve kusurun ispatı
SüreGenellikle tek celsede, kısaDeğişken ve genellikle uzun
Velayet, nafaka, mal paylaşımıTarafların protokolüyle belirlenirMahkeme kararıyla belirlenir
Hâkimin rolüProtokolü ve iradeyi denetler/onaylarDelilleri değerlendirir ve hükmeder
Kanun yoluAnlaşma varsa sınırlıİstinaf ve temyiz açık

Anlaşmalı Boşanma Protokolü ve Tek Celsede Boşanma

Anlaşmalı boşanmanın dayanağı Türk Medeni Kanunu'dur ve iki temel şartı vardır: evliliğin kanunda öngörülen asgari süre kadar sürmüş olması ile eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi. Hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmek ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında düzenlenen protokolü uygun bulmak zorundadır. Bu şartlar sağlandığında dava çoğu zaman tek celsede sonuçlanır; sağlanmadığında ise dosya çekişmeli yola dönüşerek uzar.

Protokol, tarafların üzerinde anlaştığı her başlığı tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazmalıdır. Uygulamada dosyaların uzamasına yol açan en yaygın sebep, protokolün eksik ya da birbiriyle çelişen hükümler içermesidir; hâkim bu durumda protokolü tamamlattırır ve beklenen hız avantajı ortadan kalkar. Protokol ayrıca ileride icra edilebilir olmalıdır: nafakanın ödeme günü, artış ölçütü ve devir taahhütlerinin takvimi belirsiz bırakılırsa, anlaşma birkaç yıl içinde yeni bir uyuşmazlığın kaynağına dönüşür.

Protokolde Yer Alması Gereken Başlıklar

  • Velayetin hangi eşe bırakılacağı ve ortak velayet talebi bulunup bulunmadığı
  • Çocukla kişisel ilişkinin gün, saat ve tatil dönemleri bakımından ayrıntılı düzenlenmesi
  • İştirak nafakasının miktarı, ödeme günü ve her yıl hangi ölçüte göre artırılacağı
  • Yoksulluk nafakası talep edilip edilmediği, talep ediliyorsa miktarı ve süresi
  • Maddi ve manevi tazminat talebi ile bu taleplerden feragat edilip edilmediği
  • Ziynet eşyası, ev eşyası, taşınmaz ve araçların kimde kalacağı ve devir takvimi
  • Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin karşılıklı talep ve feragatler
  • Kadının evlenmeden önceki soyadına dönüp dönmeyeceği
  • Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin nasıl paylaşılacağı

Boşanma Evrakları, Müzakere ve Dosyanın Sunumu

Anlaşmalı boşanmada asıl çalışma duruşma salonunda değil müzakere masasında yapılır. Tarafların karşılıklı beklentilerini hukuki bir çerçeveye oturtmak, ileride uyuşmazlık doğurabilecek muğlak ifadeleri baştan ayıklamak ve metni uygulanabilir biçimde kaleme almak sürecin özüdür. Dava dilekçesi ve eklerinin hazırlanması, nüfus kayıt örneği ile kimlik belgelerinin temini ve dosyanın yetkili aile mahkemesine sunulması da bu aşamada yürütülür. Protokolün yapısına ilişkin ayrıntıları anlaşmalı boşanma protokolü rehberimizde bulabilirsiniz.

Eşler arasındaki iletişim tamamen kopmamışsa, dava açılmadan önce vekiller aracılığıyla yürütülen işbirliğine dayalı bir müzakere yöntemi de tercih edilebilir. Bu yaklaşımda taraflar uyuşmazlığı mahkemeye taşımadan önce ortak bir çözüm metni üzerinde çalışır; anlaşma sağlanamazsa çekişmeli yola geçilir. Özellikle müşterek çocuk bulunan dosyalarda çatışmanın düşük tutulması, çocuğun günlük düzeninin korunmasına doğrudan katkı sağlar.

Çekişmeli Boşanma: Deliller, Tanık ve Kusur

Çekişmeli boşanmada mahkeme, boşanma sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediğini ve tarafların kusur durumunu delillere göre belirler. Türk Medeni Kanunu; zina, hayata kast ve pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı gibi özel boşanma sebepleri ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması şeklindeki genel sebebi düzenler. Uygulamada açılan davaların büyük bölümü genel sebebe dayanır ve bu dosyalarda ispat yükü ile kusur dengesi belirleyici olur.

Delillerin Toplanması ve Hukuka Uygunluk

Nüfus ve tapu kayıtları, banka ve kredi kartı hareketleri, sosyal güvenlik ve işyeri kayıtları, mesajlaşma ve arama dökümleri, fotoğraflar, kolluk tutanakları ile daha önce alınmış koruma kararları dosyaya delil olarak sunulabilir. Ancak hukuka aykırı yolla elde edilen deliller hükme esas alınamaz: eşin telefonuna izinsiz yazılım yüklemek ya da konuşmalarını gizlice kaydetmek hem delili değersiz kılar hem de ayrı bir suç oluşturabilir. Bu nedenle delil toplama stratejisinin en baştan hukuka uygun kurgulanması, dosyanın kaderini doğrudan etkiler.

Tanık Beyanı ve Kusurun Sonuçları

Tanıklar, duyuma dayalı aktarımlar değil bizzat gördükleri ve bildikleri olaylar bakımından hükme etki eder; bu yüzden tanık listesinin kimlerden oluşacağı ve her tanığın hangi vakıayı ispatlayacağı önceden planlanmalıdır. Kusur tespiti yalnızca boşanma kararını değil, maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerini de doğrudan etkiler. Kural olarak kusursuz veya daha az kusurlu taraf tazminat talep edebilir; yoksulluk nafakası isteyen tarafın kusuru ise daha ağır olmamalıdır. Bu denge, dosyanın maddi sonucunu belirleyen asıl unsurdur.

Dava boyunca duruşmaların takibi, ara kararların gereğinin süresinde yerine getirilmesi, bilirkişi ve sosyal inceleme raporlarına karşı beyanda bulunulması ve gerektiğinde geçici tedbir taleplerinin yenilenmesi gerekir. Tek bir sürenin kaçırılması, ispat edilebilecek bir vakıanın dosyaya girememesine yol açabilir. Dosyanın düzenli takibi, bu tür hak kayıplarının önüne geçmeye yöneliktir.

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma ve Uzaklaştırma Kararı

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddete uğrayan veya şiddet tehlikesi altında bulunan kişiler için koruyucu ve önleyici tedbir kararları öngörür. Koruyucu tedbirler korunan kişiye yöneliktir ve uygun barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım, psikolojik ve hukuki rehberlik, gerektiğinde kimlik ve ilgili bilgilerin değiştirilmesi gibi imkânları kapsar. Önleyici tedbirler ise şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali bulunan kişiye yöneliktir: ortak konuttan uzaklaştırma, korunan kişiye ve yakınlarına yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, silahını kolluğa teslim etme ve alkol veya uyuşturucu madde kullanmama gibi yükümlülükler bu kapsamdadır.

Bu kanunun en belirleyici özelliği, tedbir kararı verilebilmesi için delil ve belge sunulmasının aranmamasıdır; korunan kişinin beyanı esas alınarak gecikmeksizin karar verilebilir. Başvuru aile mahkemesine yapılabileceği gibi kolluk birimlerine, Cumhuriyet başsavcılığına veya mülki amire de yapılabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri ya da mülki amir tarafından da tedbir alınır ve karar sonrasında hâkimin onayına sunulur. Başvurunun hangi mercie yapılacağı, gecenin hangi saatinde olduğuna ve riskin aciliyetine göre değişir.

Tedbirin Süresi, Uzatılması ve İhlali

Tedbir kararı kanunda öngörülen süre için verilir; şartların devam etmesi hâlinde talep üzerine yeniden değerlendirilerek uzatılabilir, kapsamı değiştirilebilir veya kaldırılabilir. Süre ve kapsam somut olayın özelliklerine göre belirlendiğinden, başvuru dilekçesinde yaşananların ve mevcut riskin açık, tarih sırasıyla ve abartısız biçimde anlatılması önem taşır. Hakkında önleyici tedbir kararı verilen kişi bu karara aykırı davranırsa, fiili ayrıca bir suç oluştursa dahi zorlama hapsine tabi tutulur; kanun tekrarlanan ihlaller için daha uzun süreler öngörmüştür. Bu nedenle her ihlalin kolluk tarafından tutanağa bağlanması ve derhal bildirilmesi, kararın kâğıt üzerinde kalmamasını sağlar.

Boşanma davası açılmışsa hâkim, dava süresince eşlerin barınmasına ve geçimine, mallarının yönetimine, çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici tedbirleri ayrıca alır. 6284 kapsamındaki tedbir kararı ile aile mahkemesinin dava içinde verdiği geçici tedbirler birbirinin yerine geçmez; birçok dosyada ikisi birlikte yürütülür. Bu iki yolun eşzamanlı ve tutarlı biçimde kullanılması, hem güvenliğin hem de ekonomik düzenin korunması bakımından önem taşır.

Evliliğin İptali ve Hukuki Ayrılık

Her evlilik boşanma ile sona ermez. Kanunda sayılan hâllerde evliliğin butlanı, yani iptali istenebilir. Mutlak butlan sebepleri, evlenme anında var olan ve kamu düzenini ilgilendiren sakatlıkları kapsar; nispi butlan sebepleri ise ayırt etme gücünün geçici yokluğu, yanılma, aldatma ve korkutma gibi irade sakatlıklarına dayanır. İptal kararı geçmişe etkili değildir: evlilik, karar kesinleşinceye kadar geçerli bir evliliğin sonuçlarını doğurur ve bu evlilikten doğan çocuklar evlilik içinde doğmuş sayılır.

Butlan davalarında dava açma yetkisi ve hak düşürücü süreler kanunda ayrıca düzenlenmiştir; özellikle nispi butlan sebepleri bakımından öngörülen süreler kaçırıldığında dava hakkı düşer. Bu nedenle iptal talebinde zamanlama, boşanma davasına kıyasla çok daha belirleyicidir. Sürenin işlemeye ne zaman başladığı çoğu dosyada tartışma konusu olduğundan, başvurunun gecikmeden değerlendirilmesi gerekir.

Ayrılık Kararı ve Ayrılık Süresince İlişkiler

Boşanma sebebi ispatlanmış olsa bile, hâkim ortak hayatın yeniden kurulabileceği kanaatine varırsa boşanma yerine ayrılığa hükmedebilir. Ayrılık, kanunda belirlenen süre için karara bağlanır; bu süre boyunca evlilik bağı devam eder, ancak eşlerin ayrı yaşaması hukuken tanınır. Hâkim ayrılık kararıyla birlikte eşlerin barınmasına, geçimine, mal yönetimine ve çocuklara ilişkin düzenlemeleri de yapar. Sürenin sonunda ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden biri boşanma davası açabilir.

Uygulamada eşler, boşanmaya kesin olarak karar vermeden önce mali ve kişisel ilişkilerini yazılı bir çerçeveye oturtmak isteyebilir. Ayrılık dönemine ilişkin bu tür düzenlemeler tarafların anlaşmasıyla hazırlanır ve hâkim kararıyla birlikte uygulanabilir hâle gelir; tek başına imzalanan bir metnin bağlayıcılığı sınırlıdır. Bu nedenle ayrılık sözleşmesi niteliğindeki metinlerin, mahkeme kararına yansıtılacak biçimde kaleme alınması gerekir.

Yabancılık Unsuru Taşıyan Boşanma Davaları

Eşlerden birinin yabancı uyruklu olduğu, taraflardan birinin yurt dışında yaşadığı ya da evliliğin yurt dışında kurulduğu dosyalarda önce iki soru yanıtlanır: davaya hangi ülkenin mahkemesi bakacak ve hangi ülkenin hukuku uygulanacak. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, boşanma ve ayrılıkta öncelikle eşlerin ortak millî hukukunun; ortak millî hukuk yoksa ortak mutad mesken hukukunun; bu da yoksa Türk hukukunun uygulanacağını düzenler. Uygulanacak hukukun belirlenmesi, nafaka ve mal rejimi gibi başlıkların sonucunu kökten değiştirebilir.

İzmir'de yaşayan yabancı uyruklu çiftlerin ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının dosyalarında; tebligatın yabancı ülkeye yapılması, yabancı dildeki belgelerin yeminli tercümesi ve apostil işlemleri, yabancı hukukun içeriğinin mahkemeye sunulması gibi ek aşamalar süreci uzatabilir. Bu aşamaların dava açılmadan önce planlanması, dosyanın gereksiz yere ertelenmesini önler. İngilizce yürütülen görüşmelerle, yurt dışındaki tarafın süreci adım adım takip edebilmesini sağlıyoruz.

Yabancı Boşanma Kararının Tanınması ve Tenfizi

Yurt dışındaki bir mahkemenin verdiği boşanma kararı Türkiye'de kendiliğinden hüküm doğurmaz; nüfus kaydına işlenebilmesi için kararın Türk mahkemesince tanınması gerekir. Karara bağlanan nafaka veya tazminat gibi bir edimin Türkiye'de icra edilebilmesi için ise tenfiz kararı aranır. Her iki yol için de kararın kesinleşmiş olması, usulüne uygun biçimde belgelendirilmesi ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir. Belirli şartlarla, yurt dışında verilen boşanma kararlarının idari yoldan nüfusa tescili de mümkündür; hangi yolun uygun olduğu kararın içeriğine göre değerlendirilir.

Türkiye'ye gelemeyen taraflar, boşanma davasını özel yetki içeren bir vekâletname ile yürütebilir. Vekâletname, bulunulan ülkedeki Türk konsolosluğundan ya da yabancı noterden apostil şerhiyle düzenlenebilir. Ancak anlaşmalı boşanmada tarafların hâkim önünde bizzat dinlenmesi zorunlu olduğundan, bu dava türünde vekâletname tek başına yeterli olmaz; duruşma gününe göre seyahat planı yapılması gerekir.

Boşanma Kararı Sonrası: Temyiz, Kararın Değiştirilmesi ve İsim Değişikliği

Boşanma kararı, tefhim veya tebliğden itibaren kanunda öngörülen süre içinde istinaf edilmezse kesinleşir. İstinaf incelemesi bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk dairesince yapılır; İzmir bakımından bu inceleme İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde yürütülür. Kanunun temyize elverişli gördüğü hâllerde dosya Yargıtay'a taşınabilir. Kanun yoluna kararın tamamına başvurulabileceği gibi yalnızca bir bölümüne, örneğin nafaka miktarına ya da velayete yönelik olarak da başvurulabilir.

Karar kesinleşmeden boşanma nüfus kütüğüne işlenmez ve taraflar yeniden evlenemez. Kesinleşme şerhi alındıktan sonra karar nüfus müdürlüğüne bildirilir; mal rejiminin tasfiyesi ile tapu ve banka işlemleri de bu aşamadan sonra yürütülür. Kesinleşme tarihinin doğru takip edilmesi, kadının bekleme süresi ve mal rejiminin sona erme anı gibi başlıklarda sonuç doğurduğu için önemlidir.

Değişen Koşullarda Kararın Uyarlanması

Velayet, çocukla kişisel ilişki ve nafakaya ilişkin hükümler kesin hüküm oluşturmaz; koşullar önemli ölçüde değiştiğinde yeniden düzenlenmesi istenebilir. Tarafların gelirinde, sağlık durumunda veya yerleşim yerinde meydana gelen değişiklikler ile çocuğun yaşı ve ihtiyaçlarındaki farklılaşma bu talebin dayanağı olabilir. Nafakanın artırılması ya da azaltılması talepleri de aynı esasa dayanır; nafaka türleri ve miktarın belirlenmesinde gözetilen ölçütler için İzmir nafaka avukatı sayfamıza, dava süreci için nafaka artırım ve azaltım davaları yazımıza bakabilirsiniz.

Boşanma Sonrası Soyadı ve Kararın İcrası

Boşanan kadın kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Boşanmadan sonra eski eşinin soyadını kullanmakta menfaati bulunduğunu ve bunun eski eşe zarar vermeyeceğini ispatlayan kadına, hâkim tarafından kocasının soyadını taşımasına izin verilebilir; koşullar değiştiğinde bu iznin kaldırılması istenebilir. Çocuğun soyadına ilişkin talepler ise ayrı bir dava konusudur ve çocuğun üstün yararı ölçütüyle değerlendirilir.

Hükmedilen nafaka, maddi ve manevi tazminat ile yargılama giderleri kendiliğinden ödenmediğinde icra takibi yoluyla tahsil edilir; ödenmeyen nafaka bakımından ayrıca kanunda öngörülen şikâyet yoluna başvurulması mümkündür. Takibin doğru dayanakla ve doğru takip türüyle başlatılması, tahsilatın hızını doğrudan etkiler. Bu aşamada yürütülen işlemler hakkında İzmir icra avukatı sayfamızda ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.

İzmir Aile Mahkemelerinde Yetki, Arabuluculuk ve Aile Konutu

Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla dosyaya bakar. Yetki bakımından ise eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce kanunda öngörülen süre boyunca son defa birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir. İzmir'de aile mahkemeleri Bayraklı'daki İzmir Adliyesi yerleşkesinde görev yapar; Konak'taki ofisimiz adliyeye ulaşım açısından merkezî bir konumdadır ve Karşıyaka, Bornova, Buca, Bayraklı, Gaziemir ile Karabağlar başta olmak üzere İzmir genelindeki dosyaları yürütüyoruz.

Aile hukukundan doğan ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ile tazminat talepleri bakımından, aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar hariç olmak üzere, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Boşanma davasının kendisi arabuluculuğa elverişli değildir; ancak boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin başlıklarda arabuluculuk süreci işletilebilir. Sürecin nasıl yürüdüğü ve hangi uyuşmazlıkların kapsamda olduğu konusunda İzmir arabulucu avukatı sayfamız ayrıntılı bilgi verir.

Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz, eşlerden biri adına kayıtlı olsa dahi diğer eşin açık rızası olmadan devredilemez ve konut üzerindeki haklar sınırlandırılamaz. Malik olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulmasını isteyebilir; bu şerh boşanma süreci başlamadan önce dahi konulabilir ve konutun habersiz elden çıkarılmasını önlemeye yöneliktir. Tapu işlemleri, şerh ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklar hakkında gayrimenkul hukuku çalışmalarımızı inceleyebilirsiniz.

Aile hukuku dosyaları çoğu zaman tek başına ilerlemez: bir boşanma dosyasının yanında icra takibi, taşınmaz uyuşmazlığı ya da ceza soruşturması aynı anda yürüyebilir. Büromuzun aile hukuku dışındaki çalışma alanlarını İzmir hukuk ofisimizin hizmet alanları sayfasında topluca görebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

İzmir'de boşanma davası ne kadar sürer?

Süre davanın türüne göre değişir. Tarafların protokolde uzlaştığı anlaşmalı boşanmalar çoğunlukla tek celsede, yaklaşık 1 ila 3 ay içinde tamamlanır. Çekişmeli boşanma davaları ise delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi gibi aşamalar ile İzmir Aile Mahkemeleri'nin iş yoğunluğuna bağlı olarak daha uzun sürebilir. Kesin süre dosyanın içeriğine göre farklılık gösterir; kesin bir süre taahhüt edilemez.

Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma arasındaki fark nedir?

Anlaşmalı boşanmada taraflar boşanmanın mali sonuçları, velayet ve nafaka gibi konularda tam mutabakata varır ve süreç hazırlanan protokol ile kısa sürede tamamlanır. Çekişmeli boşanmada ise taraflar boşanma iradesinde veya boşanmanın koşullarında anlaşamaz; kusur, tazminat, nafaka ve velayet gibi konular delillerle ortaya konularak mahkeme tarafından karara bağlanır.

Anlaşmalı boşanma için hangi şartlar aranır ve hangi belgeler gerekir?

Türk Medeni Kanunu uyarınca evliliğin kanunda öngörülen asgari süre kadar sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi aranır. Ayrıca boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi içeren protokolün hâkim tarafından uygun bulunması gerekir. Uygulamada dava dilekçesi, taraflarca imzalanmış protokol, nüfus kayıt örneği ve kimlik belgeleri dosyaya sunulur; dosyaya göre ek belge istenebilir.

Boşanma davası hangi mahkemede ve nerede açılır?

Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki bakımından ise eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce kanunda öngörülen süre boyunca son defa birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir. İzmir'de aile mahkemeleri Bayraklı'daki İzmir Adliyesi yerleşkesinde görev yapar.

Nafaka ve velayet nasıl belirlenir?

Velayet kararında mahkeme çocuğun üstün yararını esas alır; çocuğun yaşı, gelişim ihtiyaçları ve ebeveynlerin yaşam koşulları uzman pedagog raporları ışığında değerlendirilir. Nafaka ise tedbir, iştirak, yoksulluk ve yardım nafakası gibi türlere göre; tarafların ekonomik durumu, kusur durumu ve ihtiyaç ölçütleri dikkate alınarak hakim tarafından takdir edilir.

6284 sayılı Kanun kapsamında koruma veya uzaklaştırma kararı almak için delil sunmak gerekir mi?

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında tedbir kararı verilebilmesi için delil ve belge sunulması aranmaz; korunan kişinin beyanı esas alınarak gecikmeksizin karar verilebilir. Başvuru aile mahkemesine yapılabileceği gibi kolluk birimlerine, Cumhuriyet başsavcılığına veya mülki amire de yapılabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri veya mülki amir tarafından da tedbir alınır ve karar sonrasında hâkimin onayına sunulur.

Uzaklaştırma kararına uyulmazsa ne olur?

Hakkında önleyici tedbir kararı verilen kişi bu karara aykırı davranırsa, fiili ayrıca bir suç oluştursa dahi, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsine tabi tutulur. Kanunda tekrarlanan ihlaller için daha uzun süreler öngörülmüştür. Bu nedenle ihlalin kolluk tarafından tutanağa bağlanması ve derhal bildirilmesi, kararın fiilen işlevsel olması bakımından belirleyicidir.

Yurt dışında verilen boşanma kararı Türkiye’de geçerli midir?

Yabancı bir mahkemenin verdiği boşanma kararı Türkiye’de kendiliğinden hüküm doğurmaz; nüfus kaydına işlenebilmesi için kararın Türk mahkemesince tanınması gerekir. Karara bağlanan nafaka veya tazminat gibi bir edimin Türkiye’de icra edilebilmesi için ise tenfiz kararı aranır. Tanıma ve tenfiz için kararın kesinleşmiş olması, usulüne uygun biçimde belgelendirilmesi ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir. Belirli şartlarla, yurt dışında verilen boşanma kararlarının idari yoldan nüfusa tescili de mümkündür.

Boşandıktan sonra kadın hangi soyadını kullanır?

Boşanan kadın kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Boşanmadan sonra eski eşinin soyadını kullanmakta menfaati bulunduğunu ve bunun eski eşe zarar vermeyeceğini ispatlayan kadına, hâkim tarafından kocasının soyadını taşımasına izin verilebilir. Koşullar değiştiğinde bu iznin kaldırılması istenebilir. Çocuğun soyadına ilişkin talepler ise ayrı bir dava konusudur.

Avukat Mehmet Yücesoy Konak dışındaki Karşıyaka veya Bornova gibi ilçelerdeki boşanma davalarına bakıyor mu?

Evet, merkez ofisimiz Konak'ta (İsmet Kaptan, H. Hüsnü İkbal İş Merkezi) yer alsa da Karşıyaka, Bornova, Bayraklı ve Buca başta olmak üzere İzmir'in tüm ilçelerindeki boşanma, velayet ve mal rejimi tasfiyesi davalarında müvekkillerimize aktif yasal temsil sağlamaktayız.