İzmir Velayet Avukatı ve Çocukla Kişisel İlişki Davaları
İzmir velayet avukatı olarak velayetin belirlenmesi, geçici velayet ve tedbir talepleri, çocukla kişisel ilişki tesisi, velayetin değiştirilmesi, çocuk teslimi, babalık davası ve evlat edinme süreçlerinde hukuki destek sunuyoruz. Yücesoy Avukatlık & Hukuk Bürosu (Av. Mehmet Yücesoy, İzmir Barosu) İzmir Konak, İkbal-1 İş Merkezi'nde; İzmir Adliyesi'ne (Bayraklı) yakın konumda, İzmir geneline hizmet verir. İletişim/WhatsApp: +90 553 935 71 24.
Velayet Uyuşmazlıklarında Hukuki Destek
Ayrılık sürecinde en çok tartışılan başlık, çoğu zaman çocuğun bakımının ve günlük düzeninin nasıl kurulacağıdır. İzmir velayet avukatı olarak velayetin belirlenmesi, dava sürerken alınacak geçici önlemler, çocukla kişisel ilişkinin düzenlenmesi ve gerektiğinde velayetin değiştirilmesi taleplerinde hukuki destek sunuyoruz.
Velayet, çocuğun bakımı, eğitimi, sağlığı, temsili ve mal varlığının yönetimi konusunda ana babaya tanınan bir yetki ve aynı zamanda bir yükümlülüktür. Evlilik birliği devam ettiği sürece bu yetki eşler tarafından birlikte kullanılır. Ortak hayat sona erdiğinde ise hâkim, çocuğun velayetinin kimde kalacağını ve diğer ebeveynin çocukla nasıl görüşeceğini karara bağlar. Bu karar, tarafların birbirine karşı kusurunu ödüllendiren ya da cezalandıran bir karar değildir; ölçü yalnızca çocuktur.
Velayet uyuşmazlıkları İzmir'de aile mahkemelerinde görülür ve dosyalar çoğunlukla sosyal inceleme raporu, uzman görüşmeleri ve tanık beyanlarıyla şekillenir. Sürecin duygusal yükü yüksek olduğundan, taleplerin baştan ölçülü ve belgeye dayalı biçimde kurulması hem yargılamayı kısaltır hem de çocuğun çatışmanın içine çekilmesini önler. Velayet talebi çoğu zaman boşanma dosyasının bir parçasıdır; sürecin bütününe ilişkin ayrıntıları boşanma ve aile hukuku çalışmalarımız başlığında ele aldık. Yürüttüğümüz diğer alanları ise hizmet alanlarımız sayfasında bulabilirsiniz.
Velayetin Belirlenmesinde Çocuğun Üstün Yararı Ölçütü
Türk hukukunda velayete ilişkin her karar, çocuğun üstün yararı ölçütüne bağlıdır. Bu ölçüt hem Türk Medeni Kanunu'nda hem de Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'de karşılık bulur. Uygulamada üstün yarar; çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin en sağlıklı biçimde sürdürülebileceği ortamın belirlenmesi anlamına gelir. Hâkim bu değerlendirmeyi yaparken tek bir unsura değil, olgular bütününe bakar.
Dosyalarda tekrar eden değerlendirme başlıkları şunlardır:
- Çocuğun yaşı ve bakım ihtiyacının niteliği; küçük yaş grubunda süreklilik ve bakım veren kişiyle kurulan bağ öne çıkar.
- Alışılmış çevrenin korunması: okul, arkadaş çevresi, sağlık takibi ve kardeşlerle birlikte kalabilme imkânı.
- Ebeveynlerin çocuğa fiilen ayırabildiği zaman, çalışma düzeni ve destek alabileceği aile çevresi.
- Ebeveynin çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini destekleyip desteklemediği; kişisel ilişkiyi engelleyen tutum aleyhe değerlendirilir.
- Çocuğun sağlık, eğitim ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanma biçimi ve varsa özel gereksinim durumu.
- İdrak çağındaki çocuğun kendi görüşü; beyan hâkimi bağlamaz, üstün yarar değerlendirmesinin bir parçasıdır.
Ebeveynin geliri tek başına belirleyici bir ölçüt değildir. Ekonomik yetersizlik, iştirak nafakasıyla giderilebilen bir eksiklik olarak görülür; buna karşılık çocuğun bakımına ayrılan zaman ve kurulan duygusal bağ ikame edilemez. Ortak velayet ise Türk hukukunda mutlak bir yasak konusu değildir; taraflar arasında asgari bir iletişim ve iş birliği bulunduğu, çocuğun düzeninin bundan zarar görmeyeceği hâllerde yargı kararlarıyla mümkün kabul edilmektedir. Çatışmanın yüksek olduğu dosyalarda ise ortak velayet çoğunlukla çocuğun yararına görülmez.
Geçici Velayet ve Tedbir Kararları: Dava Sürerken Düzenleme
Boşanma davası açıldığı anda çocuğun yaşamı beklemeye alınamaz. Kanun bu nedenle hâkime, yargılama süresince çocuğun bakımı ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri talep olmasa dahi alma yetkisi tanır. Uygulamada bu kapsamda üç başlık birlikte düzenlenir: velayetin dava boyunca hangi ebeveynde kalacağı, diğer ebeveynin çocukla kişisel ilişkisinin gün ve saatleri, çocuğun giderleri için tedbir niteliğinde iştirak nafakası.
Tedbir kararları geçicidir ve dosyaya yeni bilgi girdikçe değiştirilebilir. Yine de fiilî durumu uzun süre belirlediği için ilk aşamada doğru talepte bulunmak önemlidir: uzun yargılamalarda çocuğun yerleşik düzeni, esas hükümde de çoğu zaman gözetilen bir olgu hâline gelir. Tedbir taleplerinin sağlık raporu, okul kayıtları, çalışma düzenini gösteren belgeler ve iletişim kayıtlarıyla desteklenmesi beklenir. Geçici velayet ve kişisel ilişkinin nasıl kurulduğuna ilişkin ayrıntıları geçici velayet ve kişisel ilişki yazımızda örneklerle ele aldık.
Çocuğun ya da tarafların güvenliğine ilişkin bir risk bulunduğunda, ailenin korunmasına dair mevzuat kapsamında ayrıca koruyucu ve önleyici tedbir kararı istenebilir. Bu kararlar aile mahkemesinden alınabileceği gibi gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk ve mülki amir eliyle de uygulanabilir. Velayet dosyasıyla bu tedbirlerin birlikte yürütülmesi, hem çocuğun korunmasını sağlar hem de dosyada somut bir belge zinciri oluşturur.
Kişisel İlişki Tesisi: Görüş Günleri, Teslim Yeri ve Uzman Raporu
Çocukla kişisel ilişki, velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin değil, öncelikle çocuğun hakkıdır. Bu nedenle taraflar anlaşsa bile hâkim, kurulan düzenin çocuğun yararına uygun olup olmadığını denetler. Kişisel ilişki kararının uygulanabilir olması için sürelerin, günlerin, teslim ve iade saatlerinin tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta yazılması gerekir; belirsiz ifadeler ileride yeni uyuşmazlıkların kaynağı olur.
Aşağıdaki tablo, kişisel ilişki kararlarında sık karşılaşılan düzenleme başlıklarını ve dikkat edilmesi gereken noktaları özetler.
| Düzenleme Başlığı | Kapsam | Dikkat Edilecek Nokta |
|---|---|---|
| Dönemsel görüşme | Belirli hafta sonları ve okul tatilleri | Gün, saat ve alım-iade noktası açıkça yazılmalı |
| Bayram ve özel günler | Dinî bayramlar, yılbaşı, doğum günü | Dönüşümlü düzen kurulmazsa her yıl uyuşmazlık çıkar |
| Yaz tatili | Okulun kapalı olduğu dönemde uzun süreli görüşme | Tarih aralığı ve çocuğun şehir dışına çıkışı belirtilmeli |
| Refakatli görüşme | Risk görülen hâllerde uzman gözetiminde | Süre sınırlı tutulur, rapora göre yeniden değerlendirilir |
| Uzaktan iletişim | Telefon ve görüntülü görüşme | Sıklık ve saat aralığı belirlenirse engelleme tartışması azalır |
Uzman raporu, kişisel ilişki dosyalarının çoğunda belirleyici bir belgedir. Sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagogdan oluşan ekip; ev ziyareti, ebeveyn görüşmeleri ve çocukla yapılan çalışma sonucunda bir değerlendirme sunar. Rapor hâkimi bağlamaz, ancak aksi yönde karar verilecekse gerekçelendirilmesi beklenir. Rapora karşı diyeceklerin süresi içinde ve somut olgularla sunulması, ek rapor ya da yeniden inceleme talebinin de dayanağını oluşturur.
Kişisel ilişkinin sürekli engellenmesi, yalnız görüşme düzenini bozmakla kalmaz; velayetin değiştirilmesi talebinde de aleyhe delil oluşturur. Bu nedenle engellenen her görüşmenin tarih, saat ve tanıkla kayda geçirilmesi, mesajlaşma ve arama kayıtlarının saklanması önerilir. Çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğü ise kişisel ilişkiden bağımsızdır; görüşme yaptırılmıyor diye nafaka ödemesi durdurulamaz. Nafakanın belirlenmesi, artırılması ve azaltılmasına ilişkin süreçleri iştirak nafakası çalışmalarımız kapsamında yürütüyoruz.
Velayetin Değiştirilmesi Davası ve Değişen Koşulların İspatı
Velayete ilişkin karar, kesin hüküm etkisini sınırlı biçimde doğurur: çocuğun yararı değişen koşullar karşısında yeniden değerlendirilebilir. Kanun, ana ve babanın başka bir yere gitmesi, yeniden evlenmesi ya da ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde velayetin değiştirilebileceğini öngörür. Uygulamada bu sayım örnekleyici kabul edilir; belirleyici olan, kararın verildiği tarihten sonra ortaya çıkan ve çocuğun yararını doğrudan etkileyen bir değişikliğin bulunmasıdır.
Uygulamada en sık ileri sürülen sebepler; velayet sahibinin çocuğa özen göstermemesi, eğitim ve sağlık takibini aksatması, kişisel ilişkiyi sürekli ve haklı bir neden olmaksızın engellemesi, çocuğu diğer ebeveyne karşı yabancılaştırıcı bir tutum içinde olması, ağır hastalık, uzun süreli tutukluluk ya da çocuğun fiilen diğer ebeveynin yanında yaşamaya başlamasıdır. Buna karşılık boşanma sırasında zaten tartışılmış ve karara bağlanmış olgular, yeni bir olgu sayılmadığı için tek başına sonuç doğurmaz.
Dava aile mahkemesinde açılır ve kural olarak çocuğun yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim taleple bağlı kalmaksızın araştırma yapabilir, sosyal inceleme ve uzman raporu ister, gerekirse çocuğu yeniden dinler. İddiaların soyut değil somut olgularla ortaya konması beklenir: okul devamsızlık kayıtları, sağlık raporları, kolluk ve mahkeme kayıtları, tanık beyanları ve iletişim kayıtları bu dosyalarda başlıca delillerdir. Ağır sebeplerin bulunduğu istisnai hâllerde ise velayetin kaldırılması ve çocuğa vasi atanması gündeme gelebilir.
Çocuk Teslimi Kararlarının Yerine Getirilmesi ve İcra Boyutu
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların yerine getirilmesi, 2022 yılından itibaren icra dairelerinin görev alanından çıkarılmıştır. Bu işlemler artık Adalet Bakanlığı bünyesindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri tarafından, çocuk hukukuna özgü bir usulle yürütülür. Değişikliğin amacı, teslim işlemini klasik bir icra takibi mantığından çıkarıp çocuğun ruhsal bütünlüğünü gözeten bir sürece dönüştürmektir.
Süreç, ilamı elinde bulunduran tarafın müdürlüğe başvurmasıyla başlar. Müdürlük bir teslim emri düzenleyerek yükümlü tarafa bildirir; teslimin yeri, günü ve saati belirlenir. Teslim, çocuğun alışkın olduğu ortam gözetilerek ve gerektiğinde psikolog, pedagog ya da sosyal çalışmacı eşliğinde gerçekleştirilir. Yükümlü taraf çocuğu teslim etmezse dosya, kanunda öngörülen aşamalar izlenerek ilerletilir ve aykırılığın sürmesi hâlinde kanunda düzenlenen yaptırımlar uygulanabilir.
İcra hukuku bu dosyalarda tümüyle devre dışı kalmaz. Nafaka alacağının tahsili, yargılama gideri ve vekâlet ücreti gibi para alacakları ile diğer ilamların yerine getirilmesi genel hükümlere tabidir ve icra dairesi eliyle yürütülür; bu yönüyle ilamların icrası başlığı velayet dosyalarının parasal sonuçları bakımından işlerliğini korur. Çocuğun rızası dışında alıkonulması ya da izinsiz olarak yerinin değiştirilmesi ise ceza hukuku bakımından ayrı bir değerlendirmeyi gerektirebilir.
Çocuğun Yerleşim Yeri Değişikliği ve Yurt Dışına Çıkış İzni
Velayet hakkını kullanan ebeveyn, çocuğun yerleşim yerini kural olarak belirleyebilir. Ne var ki bu yetki sınırsız değildir: mahkemece kurulmuş kişisel ilişki düzenini fiilen uygulanamaz hâle getiren bir taşınma, velayetin değiştirilmesi ya da kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebine dayanak oluşturabilir. Bu nedenle şehir değiştiren tarafın durumu önceden bildirmesi ve görüşme takvimini yeni mesafeye göre uyarlayacak bir öneri sunması beklenir.
Yurt dışına çıkış, uygulamada en çok tereddüt yaratan başlıktır. Çocuğun pasaport işlemleri ve yurt dışına çıkışında hangi ebeveynin muvafakatinin aranacağı, velayetin tek başına mı yoksa ortak mı kullanıldığına ve idari uygulamaya göre değişir. Bu nedenle seyahat planlanmadan önce ilgili kurumdan güncel uygulamanın teyit edilmesi, sonradan yaşanacak mağduriyetleri önler. Uyuşmazlık hâlinde aile mahkemesinden, belirli bir seyahat için izin ya da çıkış yasağı yönünde tedbir kararı istenebilir.
Çocuğun mutat meskeninden izinsiz olarak başka bir ülkeye götürülmesi ya da orada alıkonulması, uluslararası çocuk kaçırma hukukunun konusudur. Türkiye, çocuk kaçırmanın hukuki yönlerine ilişkin uluslararası sözleşmeye taraftır ve iade talepleri Adalet Bakanlığı merkezî makam sıfatıyla yürütülür. Bu başvurularda süre çok kritiktir; gecikme, çocuğun yeni çevresine yerleştiği gerekçesiyle iade talebinin reddine yol açabilir. Yurt dışı bağlantılı dosyalarda hem Türkiye hem de ilgili ülke tarafındaki sürecin eş zamanlı takibi gerekir.
Babalık Davası ve Soybağının Tespiti
Çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla kendiliğinden kurulur. Baba yönünden ise soybağı; ana ile evlilik, tanıma veya mahkeme kararıyla kurulur. Evlilik dışında doğan çocuğun velayeti kural olarak anaya aittir. Baba, çocuğu nüfus memuru ya da noter önünde yapacağı beyanla, resmî senetle veya vasiyetnameyle tanıyabilir; tanıma tek taraflı bir irade açıklamasıdır ve şarta bağlanamaz.
Tanıma gerçekleşmezse babalık davası açılır. Davayı ana ve çocuk açabilir; dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına yöneltilir ve Hazine ile Cumhuriyet savcılığına ihbar edilir. Dava çocuğun doğumundan önce de sonra da açılabilir. Kanun ananın dava hakkı bakımından hak düşürücü bir süre öngörmekte; çocuk yönünden bu sürenin uygulanması yargı kararlarıyla şekillenmiş durumdadır. Süreler hak kaybı doğurduğundan başvuru öncesinde güncel mevzuattan teyit alınmalıdır. Konunun ayrıntılarını babalık davası rehberimizde ele aldık.
Babalık davasında ispat çoğunlukla DNA analizine dayanır. Tarafların bilirkişi incelemesine katlanma yükümlülüğü vardır; haklı bir sebep olmaksızın kaçınma, hâkim tarafından aleyhe değerlendirilebilir. Babalık hükmüyle birlikte çocuk babanın soyadını alabilir, mirasçılık sıfatı doğar ve iştirak nafakası ile doğum giderlerine ilişkin talepler gündeme gelir. Soybağının reddi davası ise bunun karşıtı olup, ayrı ve kısa hak düşürücü sürelere tabidir; bu nedenle şüphe doğduğu anda hukuki değerlendirme yapılması önerilir.
Evlat Edinme ve Üvey Çocuğun Evlat Edinilmesi
Evlat edinme, soybağının mahkeme kararıyla kurulduğu üçüncü yoldur ve çocuğun yararına olması esastır. Küçüklerin evlat edinilmesinde kanun; çocuğun belirli bir süre boyunca evlat edinen tarafından bakılmış ve eğitilmiş olmasını, evlat edinmenin çocuğun yararına bulunmasını ve varsa diğer çocukların yararının hakkaniyete aykırı biçimde zedelenmemesini arar. Ayırt etme gücüne sahip çocuğun rızası olmadan evlat edinme kararı verilemez.
Eşlerin birlikte evlat edinebilmesi için kanunda belirli bir evlilik süresi ya da yaş koşulu aranır; evli olmayan kişinin tek başına evlat edinmesi de yine kanunda öngörülen yaş koşuluna bağlanmıştır. Evlat edinenle evlatlık arasında kanunun aradığı asgari yaş farkının bulunması şarttır. Kural olarak çocuğun ana ve babasının rızası aranır; rızanın hangi hâllerde aranmayacağı kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Koşullar somut duruma göre değiştiğinden başvuru öncesinde dosyanın bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.
Üvey çocuğun evlat edinilmesi ayrı olarak düzenlenmiştir: eşlerden biri, kanunda öngörülen evlilik süresi ya da yaş koşulunu karşılıyorsa eşinin çocuğunu evlat edinebilir. Uygulamada en sık karşılaşılan durum, çocuğun biyolojik babası ya da annesiyle bağının fiilen kopmuş olması ve üvey ebeveynin çocuğa uzun süredir bakıyor olmasıdır. Karar verilmeden önce mahkeme, ilgililerin dinlenmesi ve sosyal inceleme yaptırılması yoluyla kapsamlı bir araştırma yürütür. Evlat edinme kararıyla çocuk, evlat edinenin mirasçısı sıfatını kazanır ve soybağına bağlı sonuçlar doğar.
Büyükanne ve Büyükbabanın Kişisel İlişki Talebi
Kanun, çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkını yalnızca ana babaya tanımaz. Olağanüstü hâllerin bulunması ve çocuğun yararına uygun düşmesi koşuluyla bu hak üçüncü kişilere, özellikle hısımlara da tanınabilir. Uygulamada bu düzenlemeye en çok büyükanne ve büyükbabalar başvurur. Talep, ebeveynlerden birinin ölümü, ağır hastalığı, uzun süreli yurt dışında bulunması ya da görüşmenin sürekli engellenmesi gibi durumlarda gündeme gelir.
Talep aile mahkemesine yöneltilir. Mahkeme, çocukla talep eden arasında daha önce kurulmuş bir bağ bulunup bulunmadığını, görüşmenin çocuğun günlük düzenini nasıl etkileyeceğini ve ebeveynlerle yaşanan çatışmanın çocuğa yansıyıp yansımayacağını değerlendirir. Sosyal inceleme raporu burada da başlıca dayanaktır. Kurulan ilişki genellikle ana babaya tanınandan daha sınırlı bir takvimle belirlenir; amaç, çocuğun mevcut düzenini bozmadan aile bağının sürdürülmesidir.
Velayet ve Kişisel İlişki Süreçlerinde Hukuki Destek
Velayet, kişisel ilişki ya da çocuk teslimi konusunda dosyanızı değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İlgili Mevzuat
- Türk Medeni Kanunu (4721)
- Çocuk Koruma Kanunu (5395)
- Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun (5717)
- Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun (6284)
Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr). İçerik bilgilendirme amaçlıdır; süreler ve koşullar başvuru anında güncel mevzuattan teyit edilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Velayet kime verilir, hâkim neye göre karar verir?
Velayette tek belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Hâkim; çocuğun yaşı, alıştığı çevre, eğitim düzeni, kardeşleriyle bağı, ebeveynlerin çocukla kurduğu ilişki ve bakım için ayırabilecekleri fiilî zaman gibi unsurları birlikte değerlendirir. Ebeveynin geliri tek başına belirleyici değildir; ekonomik yetersizlik iştirak nafakasıyla giderilebilen bir eksikliktir. Sosyal inceleme raporu ve idrak çağındaki çocuğun dinlenmesi kararın önemli dayanaklarıdır.
Dava sürerken çocuk kimin yanında kalır?
Boşanma davası açıldığında hâkim, yargılama süresince çocuğun bakımı ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri talep beklemeden alabilir. Bu kapsamda velayetin dava boyunca hangi ebeveynde kalacağı, diğer ebeveynin çocukla kişisel ilişkisi ve iştirak nafakası tedbiren düzenlenir. Bu düzenleme geçicidir ve dosyaya yeni bilgiler girdikçe değiştirilebilir; ancak fiilî durumu uzun süre şekillendirdiği için ilk aşamada doğru talepte bulunmak önem taşır.
Çocuğun görüşü alınır mı, kaç yaşından itibaren dinlenir?
Çocuğun görüşünün alınması, uluslararası sözleşmelerden ve iç hukuktan kaynaklanan bir yükümlülüktür. Uygulamada idrak çağında kabul edilen çocuk, gelişimini olumsuz etkilemeyecek bir ortamda ve çoğunlukla pedagog eşliğinde dinlenir. Kanunda herkes için geçerli sabit bir yaş sınırı yer almadığından değerlendirme çocuğun olgunluk düzeyine göre yapılır. Çocuğun beyanı hâkimi tek başına bağlamaz; üstün yarar değerlendirmesinin unsurlarından biridir.
Velayetin değiştirilmesi için hangi koşullar aranır?
Velayetin değiştirilmesi, kararın verildiği andan sonra ortaya çıkan ve çocuğun yararını doğrudan etkileyen yeni olgulara dayanır. Velayet sahibinin başka bir yere yerleşmesi, çocuğa özen göstermemesi, kişisel ilişkiyi sürekli engellemesi, ağır hastalık ya da ölüm gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilir. Boşanma sırasında tartışılmış ve karara bağlanmış olgular tek başına yeterli sayılmaz. Talebin somut delillerle, sosyal inceleme ve uzman raporlarıyla desteklenmesi gerekir.
Kişisel ilişki günlerinde çocuk teslim edilmezse ne yapılabilir?
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların yerine getirilmesi, 2022 yılından itibaren icra dairelerinden alınarak Adalet Bakanlığı bünyesindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine bırakılmıştır. Başvuru üzerine teslim emri düzenlenir, teslim yeri ve zamanı belirlenir; işlemler gerektiğinde uzman eşliğinde yürütülür. Yükümlülüğe aykırı davranışın sürmesi hâlinde kanunda öngörülen yaptırımlar gündeme gelebilir ve bu durum velayetin değiştirilmesi talebinde de delil oluşturur.
Velayet sahibi ebeveyn çocuğu başka şehre veya yurt dışına götürebilir mi?
Yerleşim yeri değişikliği kural olarak yasak değildir, ancak kurulmuş kişisel ilişki düzenini fiilen ortadan kaldıracak bir taşınma velayetin değiştirilmesi ya da kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi sebebi olabilir. Bu nedenle taşınmanın önceden bildirilmesi ve görüşme düzeninin uyarlanması beklenir. Yurt dışına çıkış bakımından pasaport ve muvafakat uygulaması velayetin ortak kullanılıp kullanılmadığına göre değiştiğinden, başvuru anında ilgili kurumdan teyit alınması gerekir.
Babalık davasını kim, hangi süre içinde açabilir?
Babalık davası, çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkeme kararıyla kurulmasını sağlar; ana ve çocuk dava açabilir, dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına yöneltilir. Dava çocuğun doğumundan önce de sonra da açılabilir ve Hazine ile Cumhuriyet savcılığına ihbar edilir. Kanun ananın dava hakkı için hak düşürücü bir süre öngörür; çocuk yönünden sürenin uygulanması yargı kararlarıyla şekillenmiştir. Süreler hak kaybına yol açtığından başvuru öncesinde güncel durumun teyit edilmesi gerekir.
Eşimin önceki evliliğinden olan çocuğunu evlat edinebilir miyim?
Üvey çocuğun evlat edinilmesi kanunda ayrıca düzenlenmiştir; eşlerden biri, kanunda öngörülen evlilik süresi ya da yaş koşulunu karşılıyorsa eşinin çocuğunu evlat edinebilir. Küçüklerin evlat edinilmesinde genel olarak belirli bir süre boyunca bakılmış ve eğitilmiş olması, evlat edinmenin çocuğun yararına bulunması ve ayırt etme gücüne sahipse çocuğun rızasının alınması aranır. Diğer ebeveynin rızasının aranıp aranmayacağı somut duruma göre değerlendirilir.
Büyükanne ve büyükbaba torunlarıyla görüşmek için dava açabilir mi?
Kanun, çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkını olağanüstü hâllerin varlığı ve çocuğun yararına uygun düşmesi koşuluyla üçüncü kişilere, özellikle hısımlara da tanır. Uygulamada bu talep en çok büyükanne ve büyükbabalar bakımından gündeme gelir; özellikle ebeveynlerden birinin ölümü, uzun süreli ayrılık ya da görüşmenin sürekli engellenmesi hâllerinde değerlendirilir. Talep aile mahkemesine yöneltilir ve sosyal inceleme raporuyla desteklenir.
