Cumhurbaşkanına hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar" bölümünde, 299. maddede ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenleme, TCK m.125'te yer alan genel hakaret suçundan bağımsız bir suç tipi oluşturur ve yalnızca görevde bulunan cumhurbaşkanına yönelik fiilleri kapsar.
Suçun oluşabilmesi için failin, cumhurbaşkanının onur, şeref veya saygınlığını zedeleyecek nitelikte bir söz veya davranışta bulunması ve bu davranışı kasten gerçekleştirmesi gerekir. Aşağıda suçun unsurları, öngörülen ceza, alenen işlenmesi halinde uygulanacak artırım, soruşturma usulü ile HAGB ve cezanın ertelenmesi kurumlarının bu suça uygulanabilirliği genel hatlarıyla ele alınmıştır.
Bu suça ilişkin yargılamalarda ifade özgürlüğü ile suç teşkil eden ifadeler arasındaki sınırın nerede çizileceği, hukuk çevrelerinde tartışılan bir konudur; aşağıdaki bilgiler herhangi bir siyasi görüş veya kişiyi hedef almaksızın yalnızca konunun hukuki çerçevesini aktarmayı amaçlamaktadır.
✧ İçindekiler
Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Nedir?
TCK m.299 uyarınca cumhurbaşkanına hakaret eden kişi hakkında ceza yaptırımı öngörülmüştür. Suçun mağduru yalnızca görevde bulunan cumhurbaşkanıdır; cumhurbaşkanlığı görevi ant içme ile başlar. Bu nedenle eski bir cumhurbaşkanına veya bir cumhurbaşkanı adayına yönelik hakaret içerikli ifadeler, TCK m.299 kapsamında değil, genel hakaret hükümleri (TCK m.125 vd.) çerçevesinde değerlendirilir.
Suçun Unsurları Nelerdir?
Suçun faili herhangi bir gerçek kişi olabilir; kanun failin sıfatı bakımından bir sınırlama getirmemiştir. Suç, serbest hareketli bir suç tipidir; yazılı, sözlü veya görsel herhangi bir ifade biçimiyle ve sosyal medya, televizyon, basın gibi her türlü araç kullanılarak işlenebilir.
Manevi unsur bakımından suçun kasten işlenmesi gerekir. Failin siyasi bir amaçla hareket etmiş olması suçun oluşumu için şart değildir; ancak failin, ifadesini yönelttiği kişinin cumhurbaşkanlığı sıfatını taşıdığını bilmesi aranır. Fiilin cumhurbaşkanının huzurunda veya yokluğunda gerçekleştirilmiş olması arasında bir fark gözetilmez.
Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun Cezası Nedir?
TCK m.299/1 uyarınca cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Somut olayda uygulanacak cezanın alt ve üst sınır arasındaki yeri, mahkemece failin kastının yoğunluğu ve fiilin işleniş biçimi gibi unsurlar değerlendirilerek belirlenir.
Suçun Alenen İşlenmesi Ceza Miktarını Artırır mı?
TCK m.299/2 uyarınca, hakaret fiilinin alenen işlenmesi halinde verilecek ceza altıda bir oranında artırılır. Aleniyetten kasıt, fiilin belirsiz sayıda kişi tarafından öğrenilebilecek şekilde gerçekleştirilmesidir; televizyon programında, internet sitelerinde, sosyal medya paylaşımlarında veya kamuya açık bir ortamda seslice yapılan hakaretler bu kapsamda değerlendirilebilir.
Soruşturma İzni ve Şikayet Şartı
TCK m.299/3 uyarınca bu suç nedeniyle kovuşturma yapılabilmesi, Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Bu izin şartı, suçun re'sen takip edilebilmesine engel olmamakla birlikte, kamu davasının açılabilmesi için usuli bir ön koşul niteliğindedir. Suçun soruşturulması için ayrıca bir şikayet şartı aranmaz; savcılık, izin alındıktan sonra resen veya bir şikayet üzerine soruşturma yürütebilir.
Zamanaşımı ve Uzlaştırma
Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle açılacak kamu davasında dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Suç, kamu düzenine ve devlet organlarının saygınlığına karşı işlenen bir suç niteliği taşıdığından, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda düzenlenen uzlaştırma kurumunun kapsamı dışında bırakılmıştır.
HAGB, Cezanın Ertelenmesi ve İfade Özgürlüğü Tartışması
Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle yapılan yargılamalarda, kanunda aranan diğer şartların somut olayda sağlanması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, cezanın ertelenmesine veya adli para cezasına hükmedilmesi mümkündür. Hangi kurumun uygulanabileceği, her dosyanın kendi özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur.
Uygulamada, bir ifadenin siyasi eleştiri sınırları içinde mi yoksa hakaret boyutuna varan bir ifade mi olduğu tartışmalı olabilmektedir. Bu ayrımın nasıl yapılacağı, hem Yargıtay kararlarında hem de ifade özgürlüğüne ilişkin uluslararası içtihatta ele alınan bir konudur; somut bir ifadenin bu sınırın hangi tarafında kaldığı, herhangi bir siyasi görüş veya kişi hakkında yorum yapılmaksızın, yalnızca dosyanın kendi koşullarına göre değerlendirilmelidir. Bu tür yargılamalarda bir İzmir ceza avukatı ile çalışılması, savunmanın doğru hukuki çerçevede hazırlanmasına katkı sağlayabilir.
✧İlgili Yazılar
Av. Mehmet Yücesoy
İzmir Avukat & Hukuki Danışmanlık
Hukuki süreçleriniz ve ihtiyaçlarınız için profesyonel destek almak adına bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Hemen İletişime Geçin