İzmir'de Kasten Yaralama Suçu: Şikâyet, Uzlaştırma ve Ceza (TCK 86-87)
Bir tartışmanın kavgaya dönüşmesi, iş yerinde ya da trafikte yaşanan bir gerginliğin fiziksel müdahaleye varması, uygulamada en sık karşılaşılan ceza hukuku uyuşmazlıklarından biridir. Türk Ceza Kanunu bu fiilleri kasten yaralama başlığı altında düzenler ve sonucun ağırlığına göre birbirinden çok farklı yaptırımlar öngörür. Aynı olay, adli raporun içeriğine göre şikâyete bağlı ve uzlaştırmayla sona erebilecek bir dosya olabileceği gibi, re'sen soruşturulan ve yıllarla ifade edilen hapis cezası riski taşıyan bir dosyaya da dönüşebilir. Bu yazıda kasten yaralamanın tanımını, basit tıbbi müdahale ölçütünü, şikâyet süresini, TCK 86/3'teki nitelikli hâlleri, TCK 87 kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamayı, uzlaştırma ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumlarını ve İzmir'deki uygulamayı ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Kasten Yaralama Nedir? (TCK 86)
Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesi, bir başkasının vücuduna acı veren, sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kasıtlı davranışları suç olarak tanımlar. Suçun temel şekli TCK 86/1'de düzenlenmiştir ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörür. Buradaki belirleyici unsur kasttır: failin, mağdurun bedenine yönelik hareketi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmiş olması gerekir. Failin ortaya çıkan yaralanmanın tam olarak hangi ağırlıkta olacağını öngörmüş olması aranmaz; hareketi kasten yapması yeterlidir. Yaralamanın yumrukla, tekmeyle, itmeyle veya bir aletle gerçekleştirilmesi arasında suçun oluşması bakımından fark yoktur; bu unsurlar cezanın miktarını etkiler. Suç, mağdurun vücut bütünlüğünü ve sağlığını korumaya yöneliktir; bu nedenle bedende hiçbir iz ya da etki bırakmayan, yalnızca sözle veya itip kakmayla sınırlı kalan davranışlar duruma göre hakaret ya da tehdit gibi başka suç tiplerinin konusunu oluşturabilir. Uygulamada tarafların birbirini karşılıklı olarak yaralaması sık görülür; böyle hâllerde her iki taraf hakkında ayrı ayrı soruşturma yürütülür ve kimin haksız tahrik altında hareket ettiği ayrıca değerlendirilir. Failin yaşı, akıl sağlığı ve olay anındaki iradesi de sorumluluğun kapsamını doğrudan etkileyen unsurlardır. Kasten yaralamayı taksirle yaralamadan ayıran nokta tam olarak budur. Taksirle yaralamada fail, sonucu hiçbir biçimde istememiştir; ancak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak bir başkasının yaralanmasına neden olmuştur. Trafik kazaları, iş kazaları ve tıbbi uygulama hataları bu kategorinin tipik örnekleridir. İki suç tipinin cezaları, şikâyete tabi olup olmadıkları ve uzlaştırma kapsamları birbirinden farklıdır. Bu ayrımın ayrıntısı için trafik kazalarında taksirle yaralama başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Basit Tıbbi Müdahale, Şikâyet ve Süresi
TCK 86/2, yaralamanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlini ayrı bir hüküm olarak düzenler. Bu durumda ceza dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır ve soruşturma yalnızca mağdurun şikâyeti üzerine yürütülür. Basit tıbbi müdahale ölçütü, hekimin takdirine bırakılmış soyut bir kavram değildir; Adli Tıp Kurumu'nun kılavuzlarına dayanan standart bir değerlendirmeyle belirlenir. Yüzeysel sıyrık, ekimoz, küçük kesi ve basit yumuşak doku travmaları kural olarak bu kapsamda kabul edilir. Buna karşılık dikiş atılmasını, kırık tespitini, ameliyatı veya uzun süreli tedaviyi gerektiren yaralanmalar bu ölçütün dışında kalır ve doğrudan TCK 86/1 uygulanır. Bu ayrım dosyanın kaderini belirler: yaralama basit tıbbi müdahale ile giderilebiliyorsa şikâyet olmadan soruşturma başlamaz, şikâyetten vazgeçme hâlinde kovuşturma sona erer ve dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Şikâyet hakkı süresizce kullanılamaz. TCK 73 uyarınca mağdur, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; kaçırılması hâlinde şikâyete bağlı suç bakımından soruşturma yürütülemez. Bu nedenle olay sonrası vakit kaybetmeden hastaneye başvurulması, darp raporu alınması ve şikâyet dilekçesinin süresinde verilmesi büyük önem taşır. Adli raporun içeriğine itiraz edilmesi de mümkündür. Rapor, mağdurun mevcut şikâyetleriyle örtüşmüyorsa savcılıktan veya mahkemeden Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yeni bir rapor alınması talep edilebilir. İç organ yaralanmaları, beyin sarsıntısı ve olay sonrası ortaya çıkan psikiyatrik etkiler ilk muayenede her zaman görülmediğinden, sonradan alınan raporlar dosyanın hukuki niteliğini tümüyle değiştirebilir. Bu nedenle tedavi sürecine ilişkin reçete, epikriz, görüntüleme sonuçları ve kontrol muayenesi kayıtlarının eksiksiz saklanması gerekir.
Nitelikli Hâller (TCK 86/3)
TCK 86/3, kasten yaralamanın belirli koşullarda işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılmasını ve önemli bir sonuç olarak soruşturmanın şikâyet aranmaksızın yürütülmesini öngörür. Bu hâller şunlardır: fiilin üstsoya, altsoya, eşe, boşanılan eşe veya kardeşe karşı işlenmesi; beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi; kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi; kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi; silahla işlenmesi ve canavarca hisle işlenmesi. Aile içi şiddet vakalarında en sık uygulanan bent, eşe veya boşanılan eşe karşı işlenme hâlidir. Bu bentlerin varlığı hâlinde mağdurun şikâyetçi olmaması ya da şikâyetinden vazgeçmesi soruşturmayı durdurmaz; savcılık dosyayı re'sen yürütür. Silah kavramı ceza hukukunda geniş yorumlanır ve ateşli silahların yanında bıçak, şişe, sopa gibi saldırıda kullanılmaya elverişli sert cisimleri de kapsayabilir. Canavarca his ise 2022 yılında eklenen ve failin acı verme arzusuyla, olağanüstü bir vahşet duygusuyla hareket ettiği istisnai durumları ifade eden bir bentdir. Bu nitelikli hâllerin bir diğer önemli sonucu, uzlaştırma kapsamı dışında kalmalarıdır; dolayısıyla dosya çoğunlukla iddianame ile mahkeme önüne taşınır. Bir olayda birden fazla nitelikli hâlin birlikte bulunması mümkündür; örneğin eşe karşı silahla gerçekleştirilen bir yaralamada iki ayrı bent de değerlendirmeye alınır. Aile içi şiddet vakalarında ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararı talep edilebilir; bu süreç ceza soruşturmasından bağımsızdır, çok daha hızlı ilerler ve uzaklaştırma, iletişim kurmama ya da barınma gibi tedbirlerle mağdurun acil korunmasını amaçlar. Verilen tedbir kararına aykırı davranılması ise ayrıca zorlama hapsi sonucunu doğurabilir.
Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama (TCK 87)
TCK 87, kasten yaralama fiilinin failin kastını aşan ağır sonuçlar doğurması hâlini düzenler ve bu sonuçları ağırlık derecesine göre kademelendirir. Birinci fıkraya göre; duyulardan veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan bir durum ya da gebe bir kadına karşı işlenip çocuğun vaktinden önce doğması hâllerinde ceza bir kat artırılır ve alt sınır bir yıldan az olamaz. İkinci fıkra daha ağır sonuçları kapsar: duyu veya organlardan birinin işlevinin tamamen yitirilmesi, konuşma ya da çocuk yapma yeteneğinin kaybolması, yüzün sürekli değişikliği veya gebe kadına karşı işlenip çocuğun düşmesi hâlinde ceza iki kat artırılır ve alt sınır üç yıldan az olamaz. Üçüncü fıkra uygulamada en sık karşılaşılan sonuçtur: kemik kırılması veya çıkığı hâlinde ceza, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre yarısına kadar artırılır. Bu etki adli raporda hafif, orta veya ağır olarak derecelendirilir ve doğrudan ceza miktarını belirler. Dördüncü fıkra ise kasten yaralamanın ölümle sonuçlanması hâlini düzenler; fail öldürme kastıyla hareket etmemiş olsa bile TCK 86/1 kapsamındaki hâllerde sekiz yıldan on iki yıla, TCK 86/3 kapsamındaki hâllerde ise on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur ve dosya ağır ceza mahkemesinde görülür. Bu artırımlar doğrudan değil, TCK 86'ya göre belirlenen ceza üzerinden yapılır: önce temel ceza saptanır, varsa TCK 86/3 artırımı uygulanır, ardından TCK 87 hükmü devreye girer. Bir olayda birden fazla ağır sonucun birlikte ortaya çıkması hâlinde uygulama, en ağır sonucun esas alınması yönündedir. Sonuçların hangi kategoriye girdiği tümüyle adli tıp değerlendirmesine dayandığından, rapordaki nitelendirmeye karşı yapılacak itirazlar dosyanın seyri bakımından belirleyici olabilir.
Uzlaştırma (CMK 253) ve HAGB
Uzlaştırma, CMK 253'te düzenlenen ve tarafların bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasına imkân tanıyan zorunlu bir soruşturma aşamasıdır. Kanun, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçların yanında kasten yaralamayı da açıkça kapsama almıştır; ancak TCK 86/3'teki nitelikli hâller kapsam dışında bırakılmıştır. Buna göre TCK 86/1 ve 86/2 kapsamındaki yaralamalar ile TCK 88 uzlaştırmaya tabidir; TCK 87 kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ise uzlaştırma kapsamında değildir. Uzlaştırma teklifinin kabul edilmesi ve tarafların anlaşması hâlinde savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verir; kovuşturma aşamasında uzlaşma sağlanırsa dava düşer. Uzlaşma edimi para ödemesi olabileceği gibi özür, bir hizmetin görülmesi ya da tarafların kararlaştıracağı başka bir yükümlülük de olabilir. Uzlaştırma teklifinin reddedilmesi ya da uzlaşmanın sağlanamaması hâlinde soruşturma olağan seyrinde devam eder ve bu tutum tek başına şüpheli aleyhine yorumlanamaz. Buna karşılık uzlaşmanın sağlanması hâlinde, CMK 253 uyarınca soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Bu nedenle uzlaşma edimi belirlenirken mağdurun tedavi giderleri, iş gücü kaybı ve manevi zararının da göz önünde bulundurulması gerekir. Uzlaştırmanın sağlanamadığı ve mahkûmiyet kararı verildiği hâllerde gündeme gelebilecek bir diğer kurum hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıdır. CMK 231'de düzenlenen bu kurum, iki yıl ve altındaki hapis cezalarında, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, zararın giderilmesi ve sanığın kabulü gibi koşullara bağlıdır. Anayasa Mahkemesi CMK 231'in HAGB'ye ilişkin fıkralarını iptal etmiş (yürürlük 30 Eylül 2026), Temmuz 2026'da kabul edilen 12. Yargı Paketi ile kurum yeniden düzenlenmiştir: işkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği kötü muamele suçları kapsam dışına alınmış, karara karşı kanun yolu itirazdan istinafa çevrilmiştir. Düzenleme çok yeni olduğundan dosyanıza uygulanacak metnin teyidi gerekir. Ayrıntılar için hükmün açıklanmasının geri bırakılması başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
İzmir'de Süreç: Adli Rapor, Mahkeme ve Deliller
İzmir'de kasten yaralama dosyaları kural olarak Bayraklı'daki İzmir Adliyesi'nde bulunan asliye ceza mahkemelerinde görülür; yaralamanın ölümle sonuçlandığı TCK 87/4 hâlinde görev ağır ceza mahkemesine aittir. Sürecin en kritik belgesi adli rapordur. Olaydan sonra en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulması, tüm şikâyetlerin hekime eksiksiz anlatılması ve gerekiyorsa Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı'ndan ek rapor alınması, yaralamanın basit tıbbi müdahale kapsamında mı yoksa TCK 87 kapsamında mı değerlendirileceğini belirler. Geç başvuru hâlinde bulguların silinmesi, aleyhe sonuç doğurabilir. Delil bakımından ise olay yeri ve çevresindeki güvenlik kamerası kayıtlarının hızla talep edilmesi büyük önem taşır; bu kayıtlar çoğu işletmede kısa sürede otomatik olarak silinir. Tanık bilgilerinin toplanması, olay anına ilişkin fotoğraf ve mesajların saklanması, hastane kayıtları ile tedavi masraflarına ilişkin belgelerin dosyaya sunulması da sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar. Karşılıklı yaralama iddialarında haksız tahrik ve meşru savunma değerlendirmeleri sonucu doğrudan etkileyebileceğinden, ifade aşamasından itibaren hukuki destek almak yerinde olur. İfade verirken susma hakkının ve müdafi yardımından yararlanma hakkının bulunduğunun bilinmesi de önemlidir. Şikâyetçi taraf ise kovuşturma aşamasında katılma talebinde bulunarak davaya müdahil olabilir; böylece duruşmalardan haberdar olur, delil sunabilir ve verilen karara karşı kanun yoluna başvurabilir. İzmir'de dosya yoğunluğu nedeniyle duruşma aralıkları uzayabildiğinden, delillerin baştan eksiksiz sunulması süreci belirgin biçimde kısaltır. Gerek şikâyetçi gerek şüpheli sıfatıyla yürütülen süreçlerde İzmir ceza avukatı ekibimiz dosyanın her aşamasında destek sağlamaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kasten yaralama şikâyete bağlı bir suç mudur?
Yalnızca yaralamanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğu hâl (TCK 86/2) şikâyete bağlıdır. Bunun dışındaki kasten yaralama hâlleri ile TCK 86/3'teki nitelikli hâller ve TCK 87 kapsamındaki ağırlaşmış sonuçlar savcılık tarafından re'sen soruşturulur.
Şikâyet süresi ne kadardır?
Şikâyete bağlı hâllerde şikâyet hakkı, fiilin ve failin kim olduğunun öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır (TCK 73). Bu süre geçirilirse şikâyete bağlı suç bakımından soruşturma yürütülemez.
Şikâyetimden vazgeçersem dava düşer mi?
Suç şikâyete bağlı ise şikâyetten vazgeçme kovuşturmayı sona erdirir. Ancak re’sen soruşturulan hâllerde vazgeçme tek başına davayı düşürmez; yalnızca delil ve takdir bakımından değerlendirilir.
Silahla yaralama nedir?
Ceza kanunu bakımından silah kavramı yalnızca ateşli silahları değil, bıçak gibi kesici aletleri ve saldırıda kullanılmaya elverişli sert cisimleri de kapsayacak biçimde geniş yorumlanır. Silahla yaralama TCK 86/3-e kapsamında nitelikli hâldir ve şikâyet aranmaz.
Yüzde sabit iz ile yüzde sürekli değişiklik farkı nedir?
Yüzde sabit iz TCK 87/1 kapsamında değerlendirilir ve cezanın bir kat artırılmasını gerektirir. Yüzün sürekli değişikliği ise TCK 87/2 kapsamındadır ve daha ağır bir artırım sonucunu doğurur. Ayrım, adli tıp değerlendirmesiyle yapılır.
Kemik kırığı cezayı nasıl etkiler?
TCK 87/3 uyarınca kemik kırığı veya çıkığı hâlinde ceza, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre yarısına kadar artırılır. Etki derecesi hafif, orta veya ağır olarak adli raporda belirlenir.
Kasten yaralamada uzlaştırma mümkün müdür?
CMK 253 uyarınca kasten yaralamanın TCK 86/3 dışındaki hâlleri ile TCK 88 uzlaştırma kapsamındadır. TCK 86/3 nitelikli hâlleri ve TCK 87 kapsamındaki ağırlaşmış yaralama uzlaştırmaya tabi değildir.
İzmir'de bu davalar hangi mahkemede görülür?
Kasten yaralama davaları kural olarak Bayraklı'daki İzmir Adliyesi'nde bulunan asliye ceza mahkemelerinde görülür. Yaralamanın ölümle sonuçlandığı TCK 87/4 hâlinde ise ağır ceza mahkemesi görevlidir.
Kasten yaralama dosyalarında adli raporun içeriği, şikâyet süresi ve uzlaştırma aşaması sonucu doğrudan etkiler. Şikâyetçi ya da şüpheli olarak yürüttüğünüz süreçte hukuki değerlendirme için Yücesoy Avukatlık & Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
